Genel Başkanımız Alaaddin Sarı’nın yer aldığı #BaşkanDiyorki serisinin ilk videosu yayınlandı.
Konuşma Metni
Sevgili Kardeşlerim,
Dünya tarihinde belki 100 yılda bir görülecek olan olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Yaklaşık 8 milyara ulaşan insanlık tüm ülkelerde büyük bölümüyle evlerine kapanmış durumda. Bütün dünya panik halinde Covid-19 adı verilen virüsün ölümcül sonuçlarından korunmaya çalışıyor. 2020 yılının Nisan ayının ortalarında bulunduğumuz şu günlerde virüs taşıyan insan sayısı 2 milyona, ölen sayısı ise 150 bine yaklaşmış bulunuyor. Ülkemizde de hasta sayısı 60 bini, kaybettiklerimiz de 1500’ü geçmiş bulunuyor. Hem Dünya’da hem de ülkemizde bu sayıların giderek artması da en büyük korkuyu oluşturuyor.
Elbette böyle bir ortamda önceliğimiz canlı varlığımızı korumaktır. Bu çerçevede gerek işyerlerinde gerekse sokaklarda ve evlerde gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşıyor. Kamu organlarının sokağa çıkma yasakları ve karantina gibi uygulamalarla hastalığın yayılmasını önlemek için uğraştığını görüyoruz. Sosyal mesafe kavramı hayatımızın içine yepyeni ve kurtarıcı bir davranış biçimi olarak yerleşmiş bulunuyor.
Virüsün bulaşması ve insaların hayatını kaybetme tehlikesi belirdiğinden bu yana, evde iş yapabilecekler evlerine çekildi ve olabildiğince kapalı kalarak çalışmayı sürdürüyorlar. Oysa biz üretim işçileri, işlerimizi evlere kapanarak yapma olanağına sahip değiliz. Bu nedenle işyerlerinde, çalışmak zorunda kalıyoruz. En önemli konu sağlık olduğu için sendika olarak, üyelerimiz çalışırken her türlü önlemin alınması konusuna büyük önem veriyoruz. Çalışmaya devam eden işyerlerinde yemekhanelerden lavabo ve soyunma yerlerine, üretim makinalarından her türlü kullandığımız araç gerece kadar bütün yer, ortam ve aygıtları hastalığı yaymayacak şekilde tutmak için işverenleri gerekli önlemleri almaya zorluyoruz. Çünkü bu uygulamalardaki temel amaç hastalığın ortaya çıkmasını önlemek olmalıdır.
Bütün önlemlere karşın pozitif bulaşıklık ortaya çıktığı zaman ise en yetkin ve kesin şekilde hastanelere sevk ve karantina uygulamalarının gerçekleştirilmesi zorunludur. Bütün işyerlerinin yönetimlerini bu konuda en sıkı tedbirleri almaları için uyarıyoruz ve uyarmaya devam edeceğiz. Üyelerimizin de kendi sağlıklarını korumak için bu konuya özen göstermesini istiyor ve bekliyoruz. Bu çerçevede, ilk virüs olayları ortaya çıktığı günden itibaren işyerlerinde çalışan ve kronik rahatsızlığı olan üyelerimizin evlerine gönderilmelerini sağladık. Bir, iki işyerinde bu uygulamada sorunlar çıktı; ama onları da üzerinde ısrarla durarak çözdük. Covid-19 salgınının yayılma eğilimi gösterdiği işyerlerinde işverenleri, üretime ara vermeleri için uyarıyor ve bu yönde adımlar attırıyoruz. Birçok işyeri sendikamızın etkili takip ve uyarıları sonucunda salgın riskini azaltabilmek için üretimi kısmen ya da tamamen durdurmuş bulunuyor.
Ancak ortaya çıkan sorun yalnızca sağlık alanıyla ve ölüm tehlikesi ile sınırlı değil. Bütün dünyada sosyal faaliyetin ve günlük yaşamın neredeyse durma noktasına gelişi, otomotiv sanayi başta olmak üzere birçok alanda işyerlerinin geçici ya da sürekli olarak kapanmasına yol açmış bulunuyor. Bu duruş ve kapanmalar ekonomik açıdan büyük sorunlara kaynaklık ediyor. Böyle bir ortamın birkaç ay içinde dünya çapında yaklaşık 200 milyon işçinin işsiz kalmasına yol açacağı tahmin ediliyor. Ülkemiz için de aynı durum geçerlidir. Dolayısıyla sağlıktan sonraki temel önceliğimiz, yaşanan bu kriz ortamı içinde işimizi korumak ve üyelerimizin işsiz kalmasını önlemektir.
Bütün işyerlerinde işverenlerle bu doğrultuda gerekli ilişkileri sürdürüyor ve hiçbir üyemizin işsiz kalmaması için büyük bir çaba gösteriyoruz. Bugünün dünyasında en çok korunmaya muhtaç olanın işçiler olduğunu, dar ve sabit gelirli insanların kurban edilmesi ile hiçbir sorunun çözülemeyeceğini anlatmaya çalışıyoruz. İşverenlerin, çalışanlarını işten çıkarmak yerine sosyal sorumluluklarının gereğini yapmalarını bekliyoruz. Aynı şekilde devletin de işten çıkışları engelleyecek ya da işten çıkışlar olduğunda işçilere gerekli güvenceleri sağlayacak bir çerçeveyi oluşturmasını talep ediyoruz. Ancak, yine de, belirttiğim gibi asıl ve temel talebimiz çalışanların işten çıkarılmaması ve hiçbir üyemizin işsiz kalmamasıdır.
Bunlarla birlikte üçüncü önceliğimiz ise gelir güvencemizin sağlanması ve çoluk çocuğumuzla aç açık kalmadan yaşayabileceğimiz koşulların hazırlanmasıdır. Bu konuda işverenler gerekli katkıları yapmak sorumluluğu altındadır. Ancak asıl olarak devletin, duran işyerlerinde işten çıkarılma korkusuyla ve açlık tehlikesi ile karşı karşıya bulunan işçilere, hiçbir koşula bağlanmaksızın gerekli gelir desteğini sağlaması zorunludur. Bu nedenle işsizlik sigortasından yararlanma koşulları işçiler lehine iyileştirilmelidir. Kısa çalışma ödeneğini elde etmek için konulan sınırlamalar kaldırılmalıdır. İşçilerin işverenler tarafından işten çıkarılması yasaklanmalıdır. Ancak, yapılan uygulamanın tersine, işverenlere işçileri ücretsiz izne çıkarma hakkı tanınmamalıdır.
Lastik-İş sendikası olarak bu olağanüstü koşullarda belirttiğim üç temel hedefi kıskançlıkla savunacağız. Sağlığımızı korumak için, işsiz kalmamak için ve gelir güvencemize kavuşup açlıktan korunmak için her türlü mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız.
Sevgili Kardeşlerim,
Bu ilk konuşmamda, sizlere son olarak, içinde yaşadığımız olağanüstü koşullara bağlı olarak günümüzde öne çıkan ve değeri artık iyice anlaşılan bir kavramdan söz etmek istiyorum. İşçi sınıfının tarihi boyunca önem verdiği ve giderek olgunlaştırdığı bu kavram ‘’sosyal devlet’’ olgusudur. Ne yazık ki ülkemizin Anayasasında devletin nitelikleri arasında sayılan sosyal devlet, uygulamada yoktur. Bu durumun en açık göstergeleri Covid-19 krizi ile yaşanan gelişmelerde kendisini ortaya koymuştur. Üstelik bu durum yalnızca Türkiye’de değil, bütün Dünya’da açık bir gerçek durumundadır. Bütün vatandaşlarını salgın hastalık ve yaşam tehlikesi ortaya çıktığında etkili bir şekilde korumayan, aç-açık bırakılmasını önlemeyen, işten çıkarılmasını engellemeyen bir düzenin meşru sayılı sayılmayacağı konusunu takdirlerinize bırakıyorum. Bugün yaşadıklarımız nasıl bir toplumsal düzen kurmamız gerektiği konusunda bize acı dersler vermiştir. Dolayısıyla işçilerin, emekçilerin, çocukların, kadınların her türlü tehlikeye karşı etkili bir şekilde korunacağı, sosyal devlet anlayışından hiçbir ödün vermeyecek yeni bir toplumsal düzeni talep ediyoruz. Bu mücadelemizi geçmişte olduğu gibi en kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.
Sevgili Kardeşlerim,
Bu yeni koşullar altında kitlesel küçük ya da büyük toplantılar yapamıyoruz. Eğitim çalışmalarını sürdüremiyoruz. Örgütlenme faaliyetlerimizi gerektiği gibi yapamıyoruz. Toplu sözleşme görüşmelerimizi temsilcilerin, şubelerimizin ve merkezimizin katıldığı toplantılarla gerçekleştiremiyoruz. Ama yaşam devam ediyor ve biz mücadelemizi sürdürmek, üyelerimizin temel hak ve çıkarlarını korumak için çalışmak zorundayız. Faaliyetlerimizi değişik araçlar kullanarak olabildiğince en iyi şekilde gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Ben de, bu nedenle zaman zaman, sizlere şimdi olduğu gibi video konferans yoluyla ulaşmak istiyorum. Hepinizin en küçük bir sağlık sorunu yaşamadan bu olumsuz dönemi atlatmanızı içtenlikle diliyorum.
Biz, hep birlikte, sağlıklı bir ortamda insanca yaşayabilecek olanaklara sahip olarak hayatımızı sürdürmek istiyoruz. Bugün içinde bulunduğumuz zorlukları aşacağımıza ve sendikamızın örgütlülüğü altında temel hak ve özgürlük mücadelemizi daha da geliştirip güçlendireceğimize inancım tamdır. Gelecek için umutlu olmak mücadelemizi kararlı şekilde sürdürebilmek için zorunludur. Şairin dediği gibi sizlere “Güzel günler göreceğiz çocuklar; güneşli günler” diyerek seslenmek istiyorum. Hepinizi en içten duygularla kucaklıyorum sevgili kardeşlerim.
Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı
Alaaddin Sarı



















