01.07.2021/ÇAĞDAŞ KOCAELİ GAZETESİ
LASTİK-İŞ SENDİKASI 72 YAŞINDA…
Lastik-İş Sendikası 72’nci kuruluş yıldönümünü kendi oteli olan Tryp By Wyndham’da pandemi kurallarına uygun biçimde sade bir programla kutladı. Programa sendikanın Genel Başkanı Alaaddin Sarı, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK İl Temsilcisi Vedat Küçük katıldı. Örgütlenme Daire Başkanı Alperen Şakacı ile diğer yönetici ve temsilciler de törende hazır bulundu.
Geçen yıl olduğu gibi sendika üyelerinin çocukları arasında yapılan resim ve şiir yarışmasının sonuçları açıklanıp, dereceye girenlere ödülleri verildi…
Bir kurum ve kuruluş için 72 yıl çok önemli…
Özel sektörde güven oluşturup markalaşabilmek için uzun yıllar nasıl önemli ise sendikalar için de aynı…
Sendikanın bu kadar seneyi arkasına alıp bu yaşa gelmesi tek başına elbette yetmez…
İşçi sınıfı arasındaki itibarı önemlidir. O da, geçmişte yaptığı mücadeleler ve üyelerini sahiplenmesiyle doğru orantılıdır.
Lastik-İş Sendikası’nın geçmişi muazzam başarı hikayeleriyle dolu…
Alaaddin Sarı ve ekibinin bu anlı şanlı geçmişi gururla sahiplenip, geleceğe odaklanması ise bence en fazla takdir edilecek yanını oluşturuyor…
Siyasi partiler dahil herkesi olduğu gibi Lastik-İş Sendikası’nı da olumsuz yönde en fazla etkileyen 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi oldu. DİSK ile birlikte kapatıldı, mallarına el konuldu, yöneticileri yıllarca tutuklu kaldı. Yani çok mağduriyet görüp, sarsıldı. Bir müddet çok sıkıntılı günler yaşadı…
O buhranlı dönemlerin izlerini rahmetli Abdullah Karacan ile aştı. Karacan Türkiye’de son zamanların yetiştirdiği en önemli işçi lideriydi. Lastik-İş’i 1960 ve 1970’yi yıllardaki o anlı şanlı günlerine geri döndürdü. Sonra çok talihsiz biçimde öldürüldü…
Karacan’dan sonra Lastik-İş Sendikası Genel Başkanlığı’na Alaaddin Sarı geldi. Sarı Karacan’ın ve ondan önceki muazzam başarılarla dolu geçmişi sahiplenip, geleceğe odaklandı. Doğrusu da buydu…
Sarı yeni nesil sendikacı…
Sarı günü kurtarmaya çalışan klasik sendikacı profilinde değil. Aksine gelecek vizyonunu sahip bir sendika lideri…
İşçi sınıfının geleceği nereye doğru gidiyor, yarın robotlar üretimin içine girerse işçiler bununla nasıl başa çıkacak gibi konuları kendine dert edinmiş bir sendikacı. Günümüzün ve geleceğin sendikacılık anlayışı artık böyle olacak. Sarı bunu ilk görenlerden biri, o nedenle takdiri hak ediyor…
Tabi bu kadar geleceğe odaklanmış böyle bir vizyonu sahiplenmiş bir sendika lideri günlük işleri ne yapıyor diye de sorabilirsiniz. O konuda da başarılı bir performans ortaya koyuyor.
Sarı bir kere takım çalışmasına inanmış ve şeffaf olmayı ilke edinmiş biri. Dolayısıyla sözleşmeleri işçilerine danışarak, onların önerilerini dikkate alarak gerçekleştiriyor. Kendini sürekli yeniliyor, dünyadaki gelişmeleri ekibiyle birlikte yakından takip ediyor. Zaten bunlardan dolayı da kendisini yeni nesil sendikacı olarak görüyorum…
Lastik-İş’e emek vermişler…
Son olarak Lastik-İş Sendikası’na, o muhteşem geçmiş yıllarda hizmet etmiş tanımış olmaktan onur duyduğum büyüklerimi anmak istiyorum.
Önce vefat etmişlerden başlayayım; Kenan Akman, Fikri Tanta, Hüseyin Çakmak, Deli Hakkı ve Talat Öz…
Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum…
Bu arada hayatta olan tanıdığım dostları anmadan geçemiyeceğim.
Genel Başkanlık yapmış Durmuş Ali Yalnız hala saygınlığını koruyan bir isim. 1980’nden önce çok iyi bir sendikacılık örneği sergilemişti. Keza 1970’li yıllarda Uzuntarla’dan Rüştü Eroğlu’nun, Murat Acar’ın, Abdullah Horel’in ve Rıdvan Tokgöz’ün sendikaya çok büyük emekler verip, mücadelenin içinde olduklarını biliyorum.
Alaaddin Sarı, şiir yarışması ikincisi Polisan Kansai Gebkim Fabrikası’ndan Çetin Gülsever’e hediyesini verdi
Toparlayacak olursak;
Lastik-İş Sendikası DİSK’in en önemli sendikalarından biridir. Geçmişi muazzam başarı öyküleriyle doludur. Ülke genelinde yaklaşık 15 bin, bölgemizde ise beş bini aşkın üyesi bulunuyor.
Alaaddin Sarı sendikasının geçmişini iyi bilmekle kalmıyor çok samimice sahipleniyor da. Ama geçmişe takılı kalmadan geleceğe bakıyor. Yani yeni nesil sendikacığın en önemli ismi. Yarın üretime katılacak robotlara karşı işçilerini nasıl koruyacağını düşünen, takım çalışmasına inanmış, şeffaf olmayı ilke olarak benimsemiş, böyle bir genel başkan, Lastik-İş sendikası için bir şanstır.
Lastik-İş Sendikası’nın yeni yaşını kutluyor, üyesi bütün işçilere hayırlı olmasını temenni edip, başarılar diliyorum…
…………………………………………………………………
19.07.2021/ÇAĞDAŞ KOCAELİ GAZETESİ
15 TEMMUZ İZLENİMLERİM; KADINLAR DAMGA VURDU…
15 Temmuz anması için geçen Perşembe akşamı İzmit- Milli İrade Meydanı’na gidip üç saat boyunca izlenim aldım. Hiç sektirmeden 5 yıldır anmalara gidiyorum. O nedenle de hepsini birbiriyle mukayese etme olanağım bulunuyor.
EN Kocaeli Genel Yayın Yönetmeni Engin Şahin anma gecesini dün özetle; Uzun bayram tatilinin başlaması, pandeminin olumsuz etkileri ve aradan 5 yıl geçmesine rağmen kalabalığı ve coşkuyu “iyi” bulanlardanım diye yorumlamış.
Ben de Engin’e katılıyorum ancak bazı ilavelerim olacak; Kalabalık bence de iyiydi hatta geçen yılın iki katı gibiydi, coşku da olağanüstü değildi ama o da iyi düzeydeydi.
Şöyle ki; Geçen yılki kalabalığı 2-3 bin diye yazmıştım, bu kez 4-5 bin seviyesindeydi…
Kadınlar damga vurdu…
Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 81 ildeki video konferans yöntemiyle alana hitap etmesi ardından Başkan Büyükakın’ın konuşması ve okuduğu şiir coşkuyla alkışlandı. Eski Başbakan Yardımcısı Fikri Işık ile Vali Seddar Yavuz’un o geceye ait anıları da dikkatle dinlenip, büyük alkış aldı.
Beni asıl şaşırtan ise kadınların gösterdiği olağanüstü ilgiydi. Protokolün hemen arkasındaki alanın tam orta bölümünde kadınları görünce, sadece bu alanda fazla olabilirler, yanılmayayım diye düşünüp alanın her yanını birkaç kez gezdiğimde gördüm ki; tüm kalabalığın yarısını kadınlar oluşturmuş.
Hem de 7’den 70’e… Geçen yıllarda olduğu gibi türbanlı ve çarşaflı olanların sayısı çok azdı. Oturma düzenlerine baktığımda, küçük gruplar halinde yani ‘taşıma’ ile gelmedikleri çok netti. Çoluk çocuk ve eşleriyle ailece gelmişler ve 3’erli 5’şerli oturuyorlardı.
Kadınların bu belirgin kalabalığını çok önemsedim, çünkü; Bu anmalar şehit ve gaziler için vefa olduğu kadar darbelere karşı olma bilincini geliştiriyordu. Demokrasi mücadelesine kadınlar el atmışsa, gelecek adına bu iş bitmiştir diye umutlarım güçlendi…
Canlı yayın ve aşı…
Program 20’de başlayıp 24’e kadar sürecekti. Ben 19.30’da alana girip üç saat süreyle her tarafı dolaşıp izlenimler aldım.
Ayrıca bir saat süreyle de TV-41 ekibinin canlı yayın programına konuk olarak katıldım.
Sonra da üçüncü doz aşımı da yaptırdım.
Selçuk Sevim’in sunduğu bir saatlik canlı yayında hem darbeleri analiz ettim hem de programa bizimle birlikte katılan Tahir Büyükakın ( Büyükşehir Belediye Başkanı), Mehmet Ellibeş ( AK Parti İl Başkanı), Remzi Kaya (BBP İl Başkanı), Alaaddin Sarı (Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı), Yasin Özlü (Başiskele Belediye Başkanı), Mustafa Kocaman’ın (Kartepe Belediye Başkanı) yaptığı değerlendirmeleri yorumladım.
Azalmayı öngörmüştük…
15 Temmuz anmalarında ilk üç yıl 20-25 binlere varan büyük kalabalıklar vardı. Ancak hem meslektaşlarla hem siyasilerle 5 yıl önce yaptığımız yorumlarda, kalabalığın yıllar geçtikçe azalacağını öngörmüştük.
Çünkü ilk yıllar olay sıcaktı, acılar tazeydi. Dolayısıyla insanlar darbeyi lanetlemek için heyecanla alana koşuyordu. O nedenle geçen yılların bu heyecanı giderek azaltması çok doğaldı.
Ayrıca Pandeminin olumsuzluğu da azalmayı etkiledi…
Kendi imkanlarıyla geldiler…
Hepsi değişik mahallelerden olan belki 50 tanıdık kişiyle sohbet ettim. Bir o kadar da vatandaşla konuştum. Herkes kendi imkanıyla gelmiş. Taşıma hiç olmamış. Büyükşehir de ilçe belediyeleri de personelin katılımını teşvik etmemiş. Parti temsilcileri falan da görev üstlenmemiş. Yani o gördüğüm 4-5 bin kişi, dua etmeye ve darbeleri lanetlemeye kendi imkanlarıyla gelmiş.
Başiskele, Kartepe standı…
Alan girişinin hemen sağında Büyükşehir, Kartepe ve Başiskele Belediyeleri’nin geleneksel stantları vardı. Halkın ihtiyaçlarına cevap veriyorlardı. Su, çay meşrubat, lokma, açma ve poğaça gibi hizmetleri sundular. Geçen yıl yer alan İzmit Belediyesi’ni bu kez göremedim.
AK Parti gençlik kolları her yıl olduğu gibi bir stand açmıştı. Ancak tanıdığım hiç kimse yoktu. Kendini tanıtan da olmayınca, kendilerine selam verip geçtim…
Alana girişler…
Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı kalabalık bir ekiple alana ilk gelenler arasında yer aldı. BBP İl Başkanı Remzi Kaya da öyle…
Büyükşehir Başkanı Tahir Büyükakın da eşiyle birlikte alana güneydoğu yönünden giriş yaptı. Yanında ayrıca Genel Sekreter Balamir Gündoğdu ile Özel Kalem Müdürü Serhan Çatal ile Genel Sekreter Yardımcıları Sadık Uysal, Hasan Aydınlık ve Gökmen Mengüç vardı.
(Saat: 20.00 ile 22.00 arasında TV-41’de canlı yayına katıldığım için, ancak bu bölümden girişleri gözleyebildim)
Konuşmalar…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması büyük dikkatle ve heyecanla izlendi.
Daha sonra Büyükakın akıcı bir üslupla darbeye karşı çıkmanın önemini ve anlamını anlattı. Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale şehitleri için yazdığı şiirle konuşmasını bitirdi. Aldığı coşkulu alkışın fazlalığı ise konuşmasının ne kadar beğenildiğini gösteriyordu.
Eski Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, darbe girişimi sırasında Milli Savunma Bakanıydı. O geceden anekdotlar aktardı. Tecrübeli siyasetçinin konuşması alana başka bir hava kattı. Uzun süre sahalardan uzak kalan Işık gördüm ki; AK Partililer arasında özlenmiş…
Son konuşmacı Vali Seddar Yavuz’du. Coşkulu ve heyecanlı bir konuşma yaptı. Dinin öğrenilmesinin önemine dikkat çekti. Muş’ta valilik yaptığını, o gece iki komutana telefonla ulaşamadığını ama kapının önünde 15 bin Muş’lunun toplandığını aktardı.
Karşılaştıklarım;
Alaaddin Sarı, Alperen Şakacı, Saadettin Hülagü, Kazım Gündoğdu, Hüseyin Timoçin, Mehmet Ellibeş, İbrahim Gürsel, Mahmut Civelek, Halil Dokuzlar, Tahir Büyükakın, Balamir Gündoğdu, Sadık Uysal, Hasan Aydınlık, Gökmen Mengüç, Yasin Özlü, Mustafa Kocaman, Necmi Özen, Muhammed Saraç, İsmail Uludağ, Şener İnce, Pınar Atabay, Aysel Demirtaş, Abdullah Eryarsoy, İbrahim Elgin, Samet Şengöz, Ali Çitli…
Özetlemek gerekirse;
15 Temmuz halkın darbeye somut biçimde karşı çıkmasının Türkiye’deki miladıdır. O nedenle bu anlayış ve bu bilinç mutlaka güçlenmeli. Çünkü darbelerden ancak öyle kurtulabiliriz. Bir tek eleştirim, 15 Temmuz anmalarının Cumhur İttifakı ile sınırlı kalmasıdır.
…………………………………………………………………
05.07.2021/KOCAELİ DEMOKRAT
LASTİK-İŞ, “İYİ Kİ SENDİKA VAR” DEDİRTİYOR
SENDİKAL yapılara yakın bir gazeteci hiç olmadım…
Sendikaların gerekliliğini durmadan anlatan bir gazeteci de olmadım…
İki sebebi vardı:
Bir: Anayasanın işçilerin haklarını koruyan bir yapıda olması durumunda sendikal ihtiyacın ortadan kalkacağını düşünürdüm.
İki: Sendikaların “siyasal parti” gibi davranmalarının işçilerin haklarını almalarının önüne geçtiğine inanırdım.
Üç: Sendika yöneticilerin işçilerin sırtına basarak yüksek maaşla refah içinde yaşadıklarına tanık olurdum. Ve sorardım zaman zaman:
İki yılda bir toplu iş sözleşmesi masasına oturacak diye bir sendika yönetimine neden ihtiyaç olsun ki?
***
Lastik-İş Sendikası ise özellikle son dönemde yaptıklarıyla, “Neden sendikaya ihtiyaç var?” sorusunun yanıtını çok güçlü bir şekilde verdi:
İşçinin mutluluğu için…
***
Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, bir araya geldiğinizde sendikacılıktan çok felsefeyi, eğitimi, teknolojiyi konuşan bir isim… “İşçimiz üç kuruş fazla alsın, biz de başarılı sendikacı olmuş oluruz” yaklaşımını yerle bir etmiş bir sendikacı…
Şunu diyor:
“Önemli olan işçinin mutluluğu… Elbette hak ettiği ücreti alacak… Fakat bu yetmez!”
Peki, mutluluk için ne gerekli?
Ailede huzur…
Çocukların alacağı iyi eğitim…
Eşler için hazırlanacak sosyal ortamlar
Alaaddin Sarı, şunu diyor:
“Lastik-İş Sendikası işte bunu yapacak.”
İşte bunu görüp duyunca, insan elbette ki “Sendika gereklidir. Sendika olmalıdır” diyor.
***
Lastik-İş Genel Başkanı Alaaddin Sarı’nın, Kocaeli Şube binasının yapım sürecinde son yılların en büyük heyecanını yaşadığından eminim…
Çok defa konuştuk ve hep şunu dedi:
“Lastik-İş’in başta eğitim olmak üzere sendikacılığa bakışını özetleyecek bir bina ve program içeriği olacak.”
Ve geçtiğimiz günlerdeki açılış programında da, bir işçinin iyi üretim yapabilmesi için ailesinde mutlu olması gerektiğini, ailesinde mutlu olabilmesi için de aile fertlerinin taleplerinin sendika tarafından karşılanması gerektiğini ifade etti.
Nedir o talepler?
Eğitim…
Sosyal alanlar…
Birliktelik…
Ve böylelikle kuşkusuz ki o işçinin iş verimliliği artacak…
***
Lastik-İş tarihi, aynı zamanda sendikacılığın değişim ve dönüşümün tarihidir…
Ve elbette ki Abdullah Karacan dönemi, bir ve beraber olmanın, güçlü duruşun, omuz omuza mücadelenin tarihidir.
Alaaddin Sarı dönemi ise, “yeni dönem sendikacılık” için bir milattır.
Ve kuşkusuz ki, Sarı ile beraber birçok işçi, “İyi ki sendika üyesiyiz” demektedir.
Lastik-İş’in sendikacılığa bakışının diğer sendikalara da örnek olması dileğiyle…
………………
İşte o sözler
LASTİK-İş Genel Başkanı Alaaddin Sarı’nın açılış töreninde kurduğu cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Yönetime geldiğimiz ilk günden beri yönetim kurulu olarak bir idealimiz vardı. Dünya her geçen gün değişiyor, Türkiye olarak bizim de bu değişime ayak uydurmamız gerekiyordu. Bu kapsamda sendikal anlayışımız ve sendikal bakış açımızı değiştirerek, sendikal literatüre aile kavramını ekledik. Üye bazlı sendikacılık değil, aile bazlı sendikacılık anlayışı ile yola çıktık.
Her zaman çocuklar diyoruz. Çocuklar, bizim geleceğimizdir. Hangi siyasi parti, hangi görüş ya da hangi etnik yapıda olduğuna bakılmaksınız çocuklarımıza yatırım yapmak zorundayız. Hepimiz okul dönemlerini yaşadık ve maalesef hepimiz matematik konusunda ciddi sıkıntılar yaşadık. Matematiği sevmedik, kaçmak zorunda kaldık. Ancak teknoloji her gün gelişiyor. Yapay zeka ve akıllı telefonlar hayatımızın her alanında etkisini arttırıyor. Bu gelişmeleri takip etmek zorundayız. Çocuklarına ve eğitimine önem vermeyen toplumlar gelişemez ve geri aklır. Bu nedenle çocuklarımızı ileriye dönük bir şekilde geliştirmek zorundayız.
Bugün burada sadece Kocaeli Şube Binamızı açmıyoruz, fabrikada çalışan arkadaşlarımızın çocuklarına yönelik etüt merkezini de açıyoruz. Türkiye’de ilk defa bir sendika etüt merkezi açıyor. Çocuklarımız için buradan sesleniyorum, hep birlikte daha fazla yatırım yapmalı ve farkındalık oluşturmalıyız.
Lastik-İş Sendikası olarak asıl görevimiz, işçi kardeşlerimizin çalışan emekçi kardeşlerimizin haklarını korumak ve hak mücadelesi dediğimiz o kutsi mücadeleyi vermek. Biz, elbette bunları yapacağız. Bizim aslı görevimiz. Fakat, sosyal sendikacılık kavramı çerçevesinde kurumsal yapıları da hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu anlayışla ilerleyen günlerde çocuklarımız için bir gençlik kampı da yapacağız. Çalışmalarımız sürüyor. İzmit’in üzerinde 1000 metre rakımlı 11 dönüm yer aldık. Yakın zamanda o binayı da hayata geçireceğiz.”





















