Brezilya Lastik ve Kauçuk Sendikası (SINTRABOR) ve Arjantin Lastik ve Kauçuk Sendikası (SUTNA) tarafından 8-10 Kasım 2023 tarihlerinde ortaklaşa düzenlenen Uluslararası Lastik ve Kauçuk Sektörü Toplantısı Brezilya’nın Sao Paulo eyaletinde başladı. IndustriALL Küresel Sendika’dan Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Özkan ile Lastik ve Kauçuk Sektörü Yönetici Tom Grinter’ın yanı sıra ABD, Şili, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Fransa, Brezilya, Arjantin, Almanya, İtalya, Portekiz ve İran’dan sendika yöneticileri ve temsilcilerinin telekonferans yöntemiyle ve fiziksel olarak yer aldığı toplantıya Türkiye’den sendikamızın Genel Başkanı Alaaddin Sarı, Toplu Sözleşme ve Eğitim Dairesi Müdürü Üzeyir Ataman, Uluslararası İlişkiler Dairesi Uzmanı Cemal Hoşver katılıyor.
Toplantının “Lastik ve Kauçuk Sektöründe Değişim ve Dönüşümler” başlıklı oturumda konuşan sendikamızın Genel Başkanı Alaaddin Sarı, tüm işkollarında olduğu gibi günümüzde lastik ve kauçuk üretimi alanında da önemli değişimlerin yaşandığını ve yaşanmaya devam ettiği vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Lastik ve kauçuk işkolu öncelikle kauçuk tarlaları ve petrol üretimi ile doğrudan ilişkili olarak faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla ortaya çıkan gelişmeler, işkolunu, insan ilişkilerinden başlayarak iş yapma biçimlerine ve üretim yöntemlerine kadar uzanan geniş bir alanda etkiliyor. Sektörün kendi içindeki değişimler de, hem sektördeki ilişkileri hem de başka sektörlerdeki gelişmeleri etkiliyor. Lastik ve kauçuk sektöründeki gelişmeler üretim yapısında bir nitelik değişimini de gündeme getiriyor. Ve bu etkiler karşılıklı olarak varlığını sürdürüyor. Örneğin lastik sektörü bir yandan otomotiv üretimini etkilerken, otomobil üretimi alanındaki gelişmeler de kaçınılmaz olarak lastik sektörünü etkiliyor.
Benim size vurgulamak istediğim temel bir konu, lastik ve kauçuk üretiminde sürekliliğin sağlanması ile işçi sağlığı ve güvenliği yönünden sürekli bir iyileşmenin birlikte ele alınmasıdır. Çünkü lastik, kauçuk işkolu gerek kullanılan hammaddeler gerekse üretim süreci göz önüne alındığında, çeşitli açılardan sağlık sorunları çıkarabilecek bir işkoludur.
Bu durum sektörün dünya çapındaki gelişimini ve yatırımların yönünü de doğrudan etkilemektedir. Yaşanan gelişmeler son 20 yılda taşıt lastiği üretiminde Asya Pasifik ülkelerine doğru büyük bir kaymanın olduğunu göstermektedir. Yapılan tahminler 2030 yılında dünyadaki araç sayısının 2 milyara ulaşacağını, toplam lastik üretiminin de 3 milyara yaklaşacağını gösteriyor. Bu üretimlerin yarısından fazlasının ise Asya Pasifik bölgesinde gerçekleşeceği anlaşılıyor.
Bu eğilim örneğin taşıt lastiği sektörünün 2030 yılına kadar ortalama %3 büyüme gösterebileceğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla giderek gelişecek ve önemi artacak bir işkoluyla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.
Ancak çalışanlar açısından sormamız gereken temel soru şudur. Bu büyümeden emekçiler gerek tek tek ülkelerde gerekse dünya çapında, yeterli düzeyde bir pay alabilecek midir? Bu sorunun karşılığı doğrudan doğruya sendikal mücadelenin alanıyla ilişkilidir. Çünkü sektör büyürken çalışanların örgütlenme eğiliminin güçlü olmadığı bölgelere doğru kaymaktadır. Nitekim yaşadığımız her gün özellikle taşıt lastiği işkolunda çok uluslu kuruluşlar tarafından açılan yeni işyerlerinin örgütlenmesinin giderek daha büyük sorun haline geldiğini görüyoruz.
Bu gelişmeler, çalışanların üretimden yeterli payı alamadığı, düşük ücretli ve örgütsüz bir taşıt lastiği sektörünü ifade etmektedir. Bu eğilim tüm dünyada işçiler ve sendikalar için tehdit oluşturacaktır. Bu nedenle günümüzde çalışma koşullarında gelişmiş örneklere benzer ve üst düzeyde standartların oluşturulması büyük önem taşımaktadır.
Vurgulamak istediğim bir başka sorun alanı, yeni yapılanmalar sonucunda dünya çapında uzlaşmazlıkların arttığı gerçeğidir. Çünkü, “daha çok kar” için işverenler ücretleri düşük tutma eğilimi içine girmektedir. Bu eğilim düşük ücretli, güvencesiz ve örgütsüz çalışmaya yol açmaktadır. Bir çok ülkede sendikalaşmak isteyen işçilere karşı gerek işverenlerin gerekse işverenlerle işbirliği halindeki siyasal iktidarların engel çıkardığı görülmektedir. Bu engeller, toplu görüşme sürecinin 24 aya kadar uzatılması gibi son derece oyalayıcı uygulamalar şeklinde olabilmektedir. İşverenler tarafından uygulanan çeşitli yöntemlerle, işyerlerinde toplu sözleşmeye ulaşmak 5-6 yıl kadar zaman alabilmektedir.
Ancak daha da önemlisi, birçok ülkede, yeni açılan lastik fabrikalarında örgütlenmeye hiçbir şekilde izin verilmemesi ve işçilerin zorla ve baskıyla engellenmesidir. Küresel örgütümüz olan IndustriALL tarafından da bu gelişmelerin yakından izlendiğini ve mücadelenin geliştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Nitekim IndustriALL tüm dünyada lastik işkolunda çalışanların haklarını korumak ve geliştirmek için sürekli ve etkin olarak faaliyette bulunuyor. Gerçekten de bu IndustriALL’un bu faaliyetleri büyük önem taşıyor. Çünkü dünya çapında yaşanan gelişmeler, işkolunda güvencesiz ve örgütsüz bir şekilde çalışmanın yaygınlaştırılmak istendiğini gösteriyor. Bu durum da kaçınılmaz olarak sektördeki uyuşmazlıkları ve gerginlikleri arttırıyor.
Son bir eğilim olarak, üretim büyürken, “Sanayi 4.0” adı verilen dönüşüm dolayısıyla çalışanların sayısında nasıl bir değişimin gerçekleşeceği” konusuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Çünkü otomotiv sektörü ve dolayısıyla taşıt lastiği işkolu, teknolojik gelişmelerin en yaygın ve hızlı bir biçimde uygulandığı işkollarıdır. Lastik işkolu robotların kendi aralarında ki iletişim ile gerçekleştirilecek üretim süreçlerine doğru yol alıyor. Birçok fabrika insansız çalışmaya yöneldi. Dolayısıyla üretilen otomobiller ve lastik sayıları artarken istihdam aynı şekilde artacak mıdır? Bugünün en önemli sorularından birisi budur. Üstelik elektrikli araç üretiminin giderek yaygınlaştığı ve yakın bir gelecekte elektrikli araçlar için lastik üretiminin büyük bir değere ulaşacağı bir sürecin içindeyiz.
Sözlerime son vermeden önce sizlerle beni derinden yaralayan ve insanlık için de utanç kaynağı olduğunu düşündüğüm bir konuyu paylaşmak istiyorum. Bugün Filistin’de İsrail’in saldırıları ile ölenlerin sayısı 10 bini aşmış bulunuyor. Ne yazık ki öldürülenlerin en az yarısını çocuklar oluşturuyor. Elbette savaşların olmasını istemiyoruz, barış istiyoruz. İşçiler olarak tüm dünyada demokratik hak ve özgürlüklerimizin geliştirildiği uygar toplumlarda yaşamak istiyoruz ama savaş hayatın bir gerçeği olarak yaşanacaksa o zaman insanlık dışı güç kullanımlarına ve katliamlara yol açmaması da en doğal beklentimizdir. Bu nedenle Amerika’nın desteğiyle elinde bulunan silah gücünü insanları toptan yok edecek şekilde kullanan İsrail’i kınıyorum. Bu duygu ve düşüncelerimin sizler tarafından da içtenlikle paylaşılacağına inanıyorum.
Bizler bütün bu gelişmeler karşısında birlikte ve ortak hedefler belirleyerek yürümek zorundayız. Bu konuda belirlenebilecek en temel hedefi şöyle ifade edebilirim: Bugün yaşanan değişim sonucunda, hep birlikte, işsizliğin yükselmediği ve kazanılmış hakların korunduğu yeni bir lastik sektör yapısına ulaşmayı başarmalıyız. Ben bu konuda gerek ülkelerde gerekse küresel düzeyde örgütlü bulunan tüm sendikaların ve işçilerin gelecekte olumsuzluklar ve çaresizlikler yaşamamak için bugünden gereken adımları kararlılıkla atacaklarına bütün kalbimle inanıyor; hepinizi, sendikam Lastik-iş ve Türkiye işçi sınıfı adına saygı sevgiyle selamlıyorum.”
Toplantının ikinci oturumunda ise “Yeniden Sanayileşme ve Adil Geçiş” konusu IndustriALL Küresel Sendika Güney Amerika Bölgesi Sekreter Yardımcısı Cristian Alejandro Valerio, Brezilya Lastik ve Kauçuk Sendikası SINTRABOR Genel Başkanı Marcio Ferreira, Arjantin Lastik ve Kaçuk Sendikası Genel Başkanı Alejandro Assumma, Almanya Enerji, Maden ve Kimya Sendikası (IGBCE) Uluslararası İlişkiler Sekreteri Hannes Hauke Kühn ve Şili ILO İşçi Faaliyetleri Bürosu (ACTRAV) Uzmanı Juan Guilarte tarafından değerlendirilerek ele alındı.































