Brezilya Lastik ve Kauçuk Sendikası (SINTRABOR) ve Arjantin Lastik ve Kauçuk Sendikası (SUTNA) tarafından 8-10 Kasım 2023 tarihlerinde ortaklaşa düzenlenen Uluslararası Lastik ve Kauçuk Sektörü Toplantısı Brezilya’nın Sao Paulo eyaletinde devam ediyor. Toplantıda Türkiye’den sendikamızın Genel Başkanı Alaaddin Sarı, Toplu Sözleşme ve Eğitim Dairesi Müdürü Üzeyir Ataman, Uluslararası İlişkiler Dairesi Uzmanı Cemal Hoşver yer alıyor.
Toplantının “Lastik İşkolunda Uluslararası İş Birliği, Bilgi Alışverişi ve Dayanışma” konulu üçüncü oturumunda konuşan sendikamızın Uluslararası İlişkiler Dairesi Uzmanı Cemal Hoşver, üretimin ve tüketimin uluslararası niteliği kaçınılmaz olarak çalışanların da hedef, politika ve uygulamalarını uluslararası bir düzeye çıkarmakta olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugünün dünyasında lastik işkolu özelinde yeni yatırımların nerelere yönlendirildiği büyük önem taşımaktadır. Öte yandan yeni açılan işyerlerinde sendikal hak ve özgürlüklerin tanınıp tanınmadığı da değerlendirilmelidir. Aynı şekilde üretimin önümüzdeki dönemde alacağı biçimler ve üretim örgütlenmesinin niteliği de küresel çapta ele alınması gereken konuların başında gelmektedir.
Anlaşılacağı gibi çalışanların hakları ve güvenceleri dahil toplumsal konumlarını korumak istiyorsak lastik işkolundaki sorunlara bir ülkeden ya da bir bölgeden değil; küresel açıdan yaklaşmak zorundayız. Çünkü temel hedef olarak, işçilerin tüm dünyada sahip oldukları en ileri ve gelişmiş hakları koruyup yaygınlaştıracak bir uluslararası çerçeve oluşturmayı amaçlamalıyız.
Bu yolda yürürken emeğin uluslararası işbirliğini, bilgi alışverişini ve işçilerin dayanışmasını esas almalıyız. İşçilerin dayanışması ise ancak örgütsel güçleri aracılığıyla birlikte mücadele etmeleri yoluyla sağlanabilir.
Lastik sektörünün yatırımları, işçilerin örgütlenmesinin Avrupa’ya ve Amerika’ya göre daha düşük düzeylerde kaldığı Asya Pasifik bölgesine doğru kaymıştır. Bu süreç emekçilerin hakları açısından kendi doğal akışına bırakılamaz. Çünkü diğer bölgelerde gelişmiş işçi haklarının var olduğu işletmeler bulunmaktadır. Çalışanların örgütlenmesinin zayıf olduğu ve güvencelerinin yetersiz bulunduğu işyerlerindeki koşullar iyileştirilmelidir. Bunu sağlamanın yolu ise birlikte çalışmaktan, diyalogdan ve iş birliğinden geçmektedir. Bu konuda IndustriALL’un lastik işkolu biriminin yıllar içinde edindiği önemli deneyimler söz konusudur.
Bu deneyimler zenginleştirilerek sürdürülmelidir. Ayrıca işyerlerinde örgütlü sendika yetkilileri ve görevlileri arasında iletişimi geliştirecek sağlam bağlar kurulmalıdır. Bilgi alışverişi ve dayanışma işyerleri düzeyinde büyük önem taşımaktadır. Bir ülkedeki herhangi bir fabrikanın işçileri mücadelede her zaman yeterli olamayabilir. Bu durumda uluslararası işçi hareketinin dayanışması her açıdan büyük önem taşıyacaktır. Dolayısıyla bu alanda var olan ilişkiler hızla geliştirilmeli ve güçlendirilmelidir.
İçinde bulunduğumuz dönemde uluslararası ilişkileri ve dayanışmayı çok daha önemli kılan bir konu da bütün dünyada “karanlık fabrikalar” adı verilen, robotların çalıştığı, işçilerin var olmadığı işyerlerinin yaygınlaşmasıdır. Bu yöndeki kararlar işverenler tarafından tek tek ve ayrı ayrı alınıyor görünse de; aslında temel yaklaşımları ve hedefleri aynıdır. Başka bir deyişle tehlike ya da tehditler bütün dünya sendikalar ve işçiler için ortaktır. Gelecekte yaşanacak olumsuzluklara karşı çıkabilmenin yolu da uluslararası iş birliğini her düzeyde geliştirmekten geçiyor. Sendikalar ve uluslararası üst örgütler, bölgesel düzeydeki farklılıklara karşın mücadelenin nasıl ortak hale getirileceği konusunda çeşitli hedefler, politikalar ve stratejiler oluşturmalıdır. Bu çalışma süreklilik taşımalı ve güncellenerek devam etmelidir.
Etkili bir iş birliği ve dayanışma için her fabrikada var olan sendikal yapılar arasında yatay ilişkiler geliştirilmelidir. Böylece bilgi alışverişinin yanında ortak eylem ve etkinlikler gerçekleştirmek de mümkün olacaktır. Var olan mücadele düzeyini yükseltmek ve güvenceleri geliştirmek için IndustriALL ve bağlı sendikaların bu çerçevede yapacakları çalışmalar büyük önem taşıyacaktır.
Günümüzde özellikle sendikasızlaştırmaya yönelik hareketlere ve işçilerin işten çıkarılmasına karşı mücadelenin önemi çok artmıştır. Gerekli olan yerlerde güvencesizliği ve hak kayıplarını önlemek için gerekli adımlar gecikmeden atılmalıdır. Bu yönde bir hareket yaratmanın yolu ise iletişim kanallarını hızla oluşturup, mücadeleyi birlikte yükseltecek iş birliklerine yönelmekten geçmektedir. Dünya işçileri ve lastik işkolunda çalışanlar uzun yıllardır temel hak ve özgürlüklerini var edip geliştiren bir birikimi yaratmışlardır. Bugün de benzer sonuçları elde etmemeleri ve dayanışma içinde bütünleşmiş bir işçi hareketi yaratmamaları için hiçbir neden yoktur.
Toplantının “Lastik İşkolunda İşçi Sağlığı ve Güvenliği ve Toplu İş Sözleşmeleri” konulu dördüncü oturumunda konuşan sendikamızın Eğitim ve Toplu Sözleşme Dairesi Müdürü Üzeyir Ataman, taşıt lastiği işkolunda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunun her zaman toplu sözleşme görüşmelerinin en önemli konularından birisi olduğunu çünkü kullanılan hammaddelerin hem çevre hem de işçi sağlığı açısından önemli sorunlar yaratacak özellikte olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Hepimiz doğada en zor ve en uzun sürede yok olan maddelerin kauçuk-plastik türevleri olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla lastik işkolu işçi sağlığı iş güvenliği alanında her zaman büyük tartışmaların olduğu bir iş koludur. Elbette süreç içinde gerek üretim teknolojisinde gerekse alınan önlemlerde önemli gelişmeler sağlanmıştır.
Bir zamanlar sorunun ne kadar ciddi olduğu çok anlaşılamadığı için üzerinde durulmayan konular, günümüzde bilinçli bir şekilde ele alınmaktadır. Örneğin, işçilerin karbon siyahı içinde simsiyah kaldıkları banbury ve hammadde pişirme yöntemleri artık yoktur. Aynı şekilde bir çok katkı maddesinin zararlı etkilerinden korunabilmek için eldiven, maske ve steril alanlar gibi koruyucu önlemler bugün çok daha bilinçli bir şekilde uygulamaya konulmuş bulunmaktadır. Yine, üretimle birlikte ortaya çıkan atıkların çevreye zarar vermesinin önlenmesi ve geri dönüşümün sağlanması konusu da büyük önem taşımakta ve dikkatle ele alınmaktadır.
Elbette bu konuların bir bölümü, ulusal yasalar ve siyasal iktidarlar aracılığıyla yerine getirilmektedir. Çünkü alınacak önlemlerin bir bölümü tüm işyerlerinde ve sanayi bölgelerinde kamusal planlamalarla gerçekleştirilecek niteliktedir. Başka bir deyişle sendikal mücadelenin bir boyutu herhangi bir üretimin sağlık alanındaki toplumsal maliyetinin ortadan kaldırılmasıdır.
Bu konuda gerek işveren örgütleri ile gerekse siyasal iktidarlarla ilişkileri geliştirerek toplumsal sağlık için gerekli adımlar atılmalıdır. Örneğin Türkiye’de bu konuda alınan önlemler taşıt lastiği işkolunda önemli gelişmeler göstermiştir. Ancak genel olarak neo-liberal anlayış ve en çok kar amacı, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle yasa hükümleri eksik uygulanmakta, meslek hastalıkları ve iş kazalarında ölümler devam etmektedir.
Toplu sözleşmeler Türkiye’de yalnızca sendikaların örgütlenebildiği işyerlerinde geçerlidir. Bölgesel, işkolu düzeyinde ya da ulusal düzeyde bir toplu iş sözleşmesi uygulaması yoktur. Bu nedenle toplu sözleşmelerde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği hükümleri de yalnızca toplu sözleşmenin bağıtlandığı işyerlerinde geçerli olmaktadır.
Az önce de belirtildiği gibi lastik işkolunda işçilerin daha iyi ve sağlıklı koşullarda üretim yapmaları konusunda toplu iş sözleşmeleri ile önemli adımlar atılmıştır. Bu gelişmeler sonucunda örneğin kirlenen işçiler için daha önce düzenlenmiş bulunan yıkanma süreleri son dönemde daha az konuşulmaya başlanmıştır. Buna karşılık işyeri sendika temsilcileri, işyerinde kurulu bulunan iş sağlığı ve güvenliği komisyonuna üye olmuşlardır. Bu üyelik yasal bir düzenleme ile sağlanmıştır. Dolayısıyla toplu sözleşmenin var olduğu işyerlerinde işyeri sendika temsilcileri işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin aykırılık ve eksikleri hem izlemekte hem de uygulamaları denetlemektedir. Böylece işyerlerinde işyeri sendika temsilcilerinin gerek yetkileri gerekse yaptırım güçleri artmış bulunmaktadır. Bu gelişme toplu sözleşmeli işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği önemlerinin sürekli ve daha nitelikli olarak uygulanmasını sağlamaktadır.
Ayrıca toplu sözleşmeli işyerlerinin çoğunda işçilerin katıldığı çeşitli iyileştirme grupları ile meslek hastalığı doğurabilecek ya da çeşitli riskler yaratabilecek durumlar değerlendirilmekte ve işyeri sendika temsilcileri ile iş birliği içinde çözülmeye çalışılmaktadır. Sendika veya işyeri sendika temsilcileri tarafından işyerlerine gerektiğinde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzmanlar çağırılarak incelemeler yaptırılabilmektedir. Bu uzmanların ücretleri ile çalışmalarının giderleri işveren tarafından karşılanmaktadır. İşyerlerinde ayrıca işverenin ücretini ödediği ve işyerine bağlı olarak çalışan iş güvenliği görevlileri bulunmaktadır. Ancak bu işleyişin, gerekli önlemlerin alınması konusunda bir yarar sağlamadığını ve işverenlerden bağımsız sürekli ve yeni bir denetim yapısının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.
Elbette işyerinde sürekli olarak sağlık görevlileri ve doktor bulundurulması toplu iş sözleşmelerinde görüşülerek karara bağlanan konulardan bir diğeridir. Benzer şekilde herhangi bir acil durum için kullanılmak üzere işyerlerinde sürekli bir araç ya da mümkünse bir ambulans bulundurulması da toplu iş sözleşmelerinin konularından birisidir. Çalışanların altı ayda bir periyodik sağlık kontrollerinden geçirilmesini sağlayacak hükümler de toplu iş sözleşmelerinde yer almaktadır.
Ancak her şeyden önemlisi, yalnızca toplu iş sözleşmelerinin uygulandığı işyerlerinde değil işçilerin çalıştığı tüm işyerlerinde her türlü iş sağlığı ve güvenliği önleminin alınmasıdır. Bu nedenle özellikle toplu iş sözleşmesi bulunmayan işyerlerinde çalışan işçiler için işverenlerin kararlarına göre sağlık önlemlerinin alınmasını kabul etmiyoruz.
Yasal hükümlerin daha etkili bir şekilde uygulanması için katılımcı yeni yollar ve yöntemler öneriyoruz. İşçilerin çalışırken iş kazası geçirmesi ya da meslek hastalığına yakalanması kabul edilemez. Hiçbir üretim işçilerin ve toplumun sağlığından daha önemli değildir. Hiçbir kar amacı insanların yaşamını hiçe sayarak üretim faaliyetlerinin sürdürülmesini haklı gösteremez. Bu nedenle işçilerin çalışma yaşamında karşı karşıya kalacakları her türlü sağlık ve güvenlik riskini ortadan kaldıracak şekilde bir kamusal sistem oluşturulmalıdır. Elbette böyle bir yapının istenilen sonuçları doğurabilmesi için sendikaların tüm işyerlerinde katılımcı bir şekilde işverenlerle yetkili olarak görüşmelerinin sağlanması zorunludur.
Sözünü ettiğimiz bu konularda ülkelerdeki tek tek sürdürülen mücadelelerin başarılı olabilmesi için uluslararası düzeyde ortak bir eylem birliğinin oluşturulması gerekir. Üst örgütümüz olan IndustriALL Küresel Sendika bu konuda sektördeki bilgi alışverişini geliştirmek ve iş birliğini güçlendirmek için etkili çalışmalar sürdürmektedir. Dünya lastik konferansı toplantıları uzun yıllardır IndustriALL’un ilgili birimlerinin önemli bir faaliyeti olarak devam etmektedir. Bizlerin de yerel birimler ve ulusal sendikalar olarak IndustriALL’a destek olacak ve her düzeyde iş birliğini geliştirecek adımlar atmamız gerekmektedir.
Bu duygu ve düşüncelerle, Türkiye’den Lastik-İş Sendikası olarak buradaki tüm arkadaşlarıma ve birlikte çalıştıkları tüm işçi kardeşlerime meslek hastalıklarından, iş kazalarından ve her türlü zarar verici riskten korundukları bir çalışma yaşamı diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.




























