Sendikamız Lastik-İş, uluslararası dayanışmanın bir parçası olarak Arjantin Genel İşçiler Federasyonu (CGT) ve Arjantin Birleşik Petrol-Kimya İşçileri Sendikası’nın (SOEPU) davetlisi olarak 8-11 Nisan 2024 tarihleri arasında Arjantin’e bir ziyaret gerçekleştirdi. Ramazan Bayramı’na girmeden başlayan temaslar, Ramazan Bayramı’nda da devam etti. Sendikamızın Genel Başkanı Alaaddin Sarı ile Toplu Sözleşme ve Eğitim Dairesi Müdürü Üzeyir Ataman’ın katıldığı ziyarette, Arjantin Birleşik Petro-Kimya Sendikası’nın (SOEPU) örgütlü olduğu iki işyeri ziyaret edildi. Ayrıca sendikanın merkezine bir ziyaret düzenlendi. Birleşik Petro-Kimya Sendikası’nın (SOEPU) genel kuruluna da iki gün boyunca katılım sağladık.
İlk olarak, Arjantin’in başkenti Buenos Aires’ten yaklaşık 300 km uzaklıktaki sanayi bölgesine gidildi. Rosario’da bulunan bu bölgede Corteva ve Dow Kimyasalları fabrikaları gezildi. İşçilerle, sendika yönetici ve temsilcileriyle ve işyeri yönetimleriyle toplantılar yapıldı. İşyerlerinin bakım, lojistik ve üretim alanlarını dolaştık. İşçilere kardeş Türkiye işçilerinin selamlarını ilettik.
Yine sanayi bölgesinin yer aldığı eyaletin belediye başkanı, belediye konseyi başkanı ve bölgeden bir senatör ile belediye temsilcileriyle bir araya geldik. Bölgede belediye ve yerel yönetim birimlerinin sendikalarla yaptığı ortak çalışmalar değerlendirildi. Ayrıca belediyenin işçilere yönelik sağlık, eğitim ve kültürel alanlar ile çevre sorunlarının çözümüne ilişkin çalışmaları üzerinde duruldu.
Birleşik Petro-Kimya İşçileri Sendikası’nın (SOEPU) San Lorenzo’daki genel merkezini ziyaret ettik. Sendikanın Genel Sekreteri Mauricio Brizuela, Arjantin Genel İşçiler Federasyonu (CGT) yöneticisi Jesus Monzon ile sendika yöneticileri ve çalışanları ile görüşme olanağı bulduk.
Bütün bunlardan sonra, 400 km uzaklıktaki Cordoba kentine gittik. Sendikanın genel kurulunun yapıldığı salon, sendikaya ait bir sosyal tesis içinde yer alıyordu. Bu sosyal tesisin SOEPU tarafından 1975 yılında satın alındığı, eğitim ve sosyal amaçlar için kullanıldığı belirtildi. Ancak, tesisin 1976 Askeri Darbesi sırasında basıldığı ve içindeki çalışanların ve misafirlerin tesise kapatıldığı anlatıldı. Tesiste kalanların büyük bölümünün işkence altında öldürüldüğü ya da kaybedildiği belirtildi. Tesis darbe süresince sorgu ve işkence yeri olarak kullanılmış bulunuyor. SOEPU’nun tesisi yeniden ancak 2009’da açabildiği vurgulandı.
Cordoba kentindeki genel kurul iki gün sürdü. İlk gün, Arjantin’de Aralık 2023’de göreve gelen yeni Devlet Başkanı Javier Milei’nin uygulamayı öngördüğü politikalar tartışıldı. Bu politikaların çalışanların hak ve özgürlüklerini ve satın alma gücünü geriletmeyi amaçlayan neoliberal politikalar olduğu belirtildi. Bu çerçevede 600 kadar güncel değişikliğin bir torba yasa ile gündeme getirildiği vurgulandı. Bu değişikliklerin grev hakkının sınırlanması, çalışma saatlerinin uzatılması, fazla mesailerin esnetilmesi, kıdem tazminatının esnetilmesi, sosyal güvenlik ve sağlık sisteminin daha güvencesiz hale getirilmesi, havayolları dahil birçok alanda özelleştirme yapılması gibi çok yönlü bir değişimi içerdiği anlatıldı. Bu politikaların enflasyonun %200’leri aştığı Arjantin’de, ulusal ekonomiyi kurtarmak için gündeme getirildiği belirtildi. Ancak Arjantin Genel İşçiler Federasyonu’nun (CGT) başvurusu ile bu değişikliklerin uygulamaya konulmasında anayasaya aykırılık gerekçesi ile yürütmeyi durdurma kararı alındığı belirtildi.
Bu sürecin zorlu bir süreç olduğu, temel hakları ve güvenceleri korumak için mücadele edildiği vurguladı. Arjantin’de son 3 aydır bu politikalara karşı direnişin örgütlendiği, sendikaların çeşitli gösteri ve yürüyüşlerle protestolar gerçekleştirdikleri belirtildi. Genel kurulun ikinci gününde Genel Başkanımız Alaaddin Sarı bir konuşma yaptı. Sarı konuşmasında, Arjantinli sendikalara gösterdikleri yakın ilgi ve dostluk için teşekkür etti. Ayrıca Lastik-İş’in Türkiye’de yaklaşık 20 bin üyesinin selamını iletti. Toplu sözleşme politikaları, enflasyon, uluslararası dayanışma, Arjantin ile Türkiye arasında tarihsel ve sosyal bağlar gibi ana başlıklarla konuşmasını sürdürdü. Filistin konusunda ABD ve İsrail’i eleştiren Genel Başkanımız Alaaddin Sarı, tüm dünyada barışı sağlamak için savaşlara karşı mücadele ettiğimizi vurguladı. Sarı konuşmasına, sendikal alanda birlikte yürütülecek mücadelenin önemini bir kez daha vurgulayarak son verdi.
Genel Başkanımız Alaaddin Sarı’nın Arjantin Kimya İşçileri Sendikası (SOEPU) Genel Kurulunda Yaptığı Konuşma:
Sevgili Kardeşlerim,
Öncelikle sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Ben Türkiye’de kurulu bir işçi konfederasyonu olan Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda DİSK üyesi Lastik-İş Sendikası Genel Başkanıyım.
Türkiye’de 75 yıldır faaliyet gösteren Sendikamız Lastik-İş Türkiye’de taşıt lastiği fabrikaları başta olmak üzere kimya, kauçuk, plastik, ilaç işkollarında kurulu işyerlerinde çalışan 20 bine yakın işçinin üye olduğu bir sendikadır. Sendikamız Lastik-İş Bridgestone, Pirelli, Prometeon, Goodyear, P&G, Henkel, Pfizer gibi işyerlerinde 1960’lı yıllardan başlayarak çalışanlar adına toplu iş sözleşmesi bağıtlamaktadır. Ayrıca gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde Türkiye’de faaliyet gösteren onlarca lastik, kauçuk işyerlerinin çalışanları da sendikamızın üyesidir. Dolayısıyla 75 yıldır kimya, petrol, lastik, kauçuk, ilaç işkollarında ortaya çıkan gelişmeleri görüyor, yaşıyor ve uygulamaları yönlendirmeye çalışıyoruz.
Sevgili Kardeşlerim,
Günümüzde tüm işkollarında önemli değişimler yaşandı; yaşanmaya devam ediyor.
Örneğin, lastik ve kauçuk işkolu öncelikle kauçuk tarlaları ve petrol üretimi ile doğrudan ilişkili olarak faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla ortaya çıkan gelişmeler, işkolunu, insan ilişkilerinden başlayarak iş yapma biçimlerine ve üretim yöntemlerine kadar uzanan geniş bir alanda etkiliyor. Sektörün kendi içindeki değişimler de, hem sektördeki ilişkileri hem de başka sektörlerdeki gelişmeleri etkiliyor. Lastik ve kauçuk sektöründeki gelişmeler üretim yapısında bir nitelik değişimini de gündeme getiriyor. Ve bu etkiler karşılıklı olarak varlığını sürdürüyor. Örneğin lastik sektörü bir yandan otomotiv üretimini etkilerken, otomobil üretimi alanındaki gelişmeler de kaçınılmaz olarak lastik sektörünü etkiliyor.
Benim size vurgulamak istediğim temel bir konu, işyerlerinde üretimde sürekliliğin sağlanması ile işçi sağlığı ve güvenliği yönünden sürekli bir iyileşmenin birlikte ele alınmasıdır. Çünkü örgütlü olduğumuz, petrol, lastik, kauçuk işkolu gerek kullanılan hammaddeler gerekse üretim süreci göz önüne alındığında, çeşitli açılardan sağlık sorunları çıkarabilecek bir işkoludur.
Bu durum sektörün dünya çapındaki gelişimini ve yatırımların yönünü de doğrudan etkilemektedir. Yaşanan gelişmeler son 20 yılda işkolumuzun üretiminde Asya Pasifik ülkelerine doğru büyük bir kaymanın olduğunu göstermektedir. Yapılan tahminler 2030 yılında dünyadaki araç sayısının 2 milyara ulaşacağını, toplam lastik üretiminin de 3 milyara yaklaşacağını gösteriyor. Bu üretimlerin yarısından fazlasının ise Asya Pasifik bölgesinde gerçekleşeceği anlaşılıyor.
Ancak çalışanlar açısından sormamız gereken temel soru şudur. Bu gelişmeden emekçiler gerek tek tek ülkelerde gerekse dünya çapında, yeterli düzeyde bir pay alabilecek midir? Bu sorunun karşılığı doğrudan doğruya sendikal mücadelenin alanıyla ilişkilidir. Çünkü sektör büyürken çalışanların örgütlenme eğiliminin güçlü olmadığı bölgelere doğru kaymaktadır. Nitekim yaşadığımız her gün çok uluslu kuruluşlar tarafından açılan yeni işyerlerinde sendikal örgütlenmenin giderek daha büyük sorun haline geldiğini görüyoruz.
Bu gelişmeler, çalışanların üretimden yeterli payı alamadığı, düşük ücretli ve örgütsüz bir çalışma dünyasını ifade etmektedir. Bu eğilim tüm dünyada işçiler ve sendikalar için tehdit oluşturacaktır. Bu nedenle günümüzde çalışma koşullarında gelişmiş örneklere benzer ve üst düzeyde standartların oluşturulması büyük önem taşımaktadır.
Vurgulamak istediğim bir başka sorun alanı, yeni yapılanmalar sonucunda dünya çapında uzlaşmazlıkların arttığı gerçeğidir. Çünkü, “daha çok kar” için işverenler ücretleri düşük tutma eğilimi içine girmektedir. Bu eğilim düşük ücretli, güvencesiz ve örgütsüz çalışmaya yol açmaktadır. Bir çok ülkede sendikalaşmak isteyen işçilere karşı gerek işverenlerin gerekse işverenlerle işbirliği halindeki siyasal iktidarların engel çıkardığı görülmektedir. Bu engeller, toplu görüşme sürecinin 24 aya kadar uzatılması gibi son derece oyalayıcı uygulamalar şeklinde olabilmektedir. İşverenler tarafından uygulanan çeşitli yöntemlerle, işyerlerinde toplu sözleşmeye ulaşmak 5-6 yıl kadar zaman alabilmektedir.
Ancak daha da önemlisi, bir çok ülkede, yeni açılan fabrikalarda örgütlenmeye hiçbir şekilde izin verilmemesi ve işçilerin zorla ve baskıyla engellenmesidir.
Örneğin Türkiye’de en son yatırım yapan çok uluslu kuruluş olan Japon Sumitomo, işçilerin örgütlenmesini engellemek için, işçileri işten çıkarma yoluna başvurmuştur. Ayrıca işçilerin demokratik eylemlerinin de zorla bastırılması sağlanmıştır. Benzer şekilde bir yerli lastik üreticisi olan Billas Lastikleri işyerinde de, Türkiye’deki yasaların işçilerin örgütlenmesine kısıtlama getirmesi dolayısıyla, sendikal örgütlenme başarılamamıştır. Benzer eğilimlerin dünyanın birçok ülkesinde var olduğunu da biliyoruz. Küresel örgütümüz olan Industri-All tarafından da bu gelişmelerin yakından izlendiğini ve mücadelenin geliştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Nitekim Industri-All tüm dünyada lastik iş kolunda çalışanların haklarını korumak ve geliştirmek için sürekli ve etkin olarak faaliyette bulunuyor. Gerçekten de IndustriAll’ın bu faaliyetleri büyük önem taşıyor. Çünkü dünya çapında yaşanan gelişmeler, işkolunda güvencesiz ve örgütsüz bir şekilde çalışmanın yaygınlaştırılmak istendiğini gösteriyor. Bu durum da kaçınılmaz olarak sektördeki uyuşmazlıkları ve gerginlikleri arttırıyor.
Son bir eğilim olarak, üretim büyürken, “Sanayi 4.0 adı verilen dönüşüm dolayısıyla çalışanların sayısında nasıl bir değişimin gerçekleşeceği” konusuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Çünkü otomotiv sektörü ve dolayısıyla taşıt lastiği işkolu, teknolojik gelişmelerin en yaygın ve hızlı bir biçimde uygulandığı işkollarıdır. Lastik işkolu robotların kendi aralarında ki iletişim ile gerçekleştirilecek üretim süreçlerine doğru yol alıyor. Birçok fabrika insansız çalışmaya yöneldi. Dolayısıyla üretilen otomobiller ve lastik sayıları artarken istihdam aynı şekilde artacak mıdır? Bugünün en önemli sorularından birisi budur. Üstelik elektrikli araç üretiminin giderek yaygınlaştığı ve yakın bir gelecekte elektrikli araçlar için lastik üretiminin büyük bir değere ulaşacağı bir sürecin içindeyiz.
Sevgili Kardeşlerim,
Ülkelerimiz Arjantin ve Türkiye aslında çeşitli açılardan birbirine oldukça benzemektedir. Gelişmekte olan ülkeler olarak toplumsal, ekonomik, siyasi yapıları ve sorunları benzerlik göstermektedir. Örneğin, sanayileşme politikaları tarihsel olarak aynı dönemlerde benzer eğilimler taşımıştır. Küresel sermayenin yatırımları da iki ülkede paralellik göstermektedir.
Bu nedenle bugün, Türkiye ve Arjantin’in dünya üzerinde enflasyonun en yüksek olduğu ülkeler arasında bulunması hiç şaşırtıcı değildir. Yüzde yüzleri aşan fiyat artışları ile karşı karşıyayız.
Sevgili Kardeşlerim,
Enflasyon biz işçiler için yoksulluk ve açlık demektir. Bunun önüne geçebilmek için enflasyondan daha yüksek ücret zamları alabilmeliyiz. Bu nedenle örgütlenmeli ve yaygın bir toplu sözleşme uygulaması oluşturmalıyız! Enflasyonu karşısında satın alma gücümüzü koruyacak yol ve yöntemler, ücret zammı sistemleri mutlaka oluşturulmalıdır.
Sevgili Kardeşlerim,
Sözlerime son vermeden önce sizlerle beni derinden yaralayan ve insanlık için de utanç kaynağı olduğunu düşündüğüm bir konuyu paylaşmak istiyorum. Bugün Filistin’de İsrail’in saldırıları ile ölenlerin sayısı 10 bini aşmış bulunuyor. Ne yazık ki öldürülenlerin en az yarısını çocuklar oluşturuyor. Elbette savaşların olmasını istemiyoruz, barış istiyoruz. İşçiler olarak tüm dünyada demokratik hak ve özgürlüklerimizin geliştirildiği uygar toplumlarda yaşamak istiyoruz ama savaş hayatın bir gerçeği olarak yaşanacaksa o zaman insanlık dışı güç kullanımlarına ve katliamlara yol açmaması da en doğal beklentimizdir. Bu nedenle Amerika’nın desteğiyle elinde bulunan silah gücünü insanları toptan yok edecek şekilde kullanan İsrail’i kınıyorum. Bu duygu ve düşüncelerimin sizler tarafından da içtenlikle paylaşılacağına inanıyorum.
Sevgili kardeşlerim,
Bizler bütün bu gelişmeler karşısında birlikte ve ortak hedefler belirleyerek yürümek zorundayız. Bu konuda belirlenebilecek en temel hedefi şöyle ifade edebilirim: Bugün yaşanan değişim sonucunda, hep birlikte, işsizliğin yükselmediği ve kazanılmış hakların korunduğu yeni bir sanayi ve çalışma dünyası düzenine ulaşmayı başarmalıyız. Ben bu konuda gerek ülkelerde gerekse küresel düzeyde örgütlü bulunan tüm sendikaların ve işçilerin gelecekte olumsuzluklar ve çaresizlikler yaşamamak için bugünden gereken adımları kararlılıkla atacaklarına bütün kalbimle inanıyor; bu duygu ve düşüncelerle hepinizi, sendikam Lastik-iş ve Türkiye işçi sınıfı adına saygı sevgiyle selamlıyorum.


































