Birleşik Tekstil ve Sanayi İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Gaziantep’te Sırma Halı işçilerinin düzenlediği eylem sırasında yaptığı konuşma gerekçe gösterilerek 15 Mart 2026 tarihinde gözaltına alındı. Mehmet Türkmen, savcılık tarafından mahkemeye sevk edilmesinin ardından “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı.
BİRTEK-SEN tarafından yapılan açıklamada, Mehmet Türkmen’in yıllardır işçilerin haklarını savunduğu ve yürüttüğü faaliyetlerin tamamen meşru sendikal mücadele kapsamında olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Bu tutuklama kararı yalnızca bir kişiye değil, örgütlü işçi mücadelesine yöneliktir” ifadelerine yer verildi.
Emek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları da karara tepki göstererek dayanışmayı büyütme çağrısında bulundu. Sendikal faaliyetlerin suç unsuru gibi gösterilmesinin kabul edilemez olduğu belirtilirken, demokratik hakların korunması gerektiği ifade edildi.
Lastik-İş Sendikası olarak açıkça ifade etmek isteriz ki, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanması ve sendikal faaliyetlerin bu şekilde yargı konusu haline getirilmesi kabul edilemez. Sendikalar, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sınıf mücadelesini yürüten örgütlerdir. Bu çerçevede farklı çıkar gruplarının ve sınıflarının toplumsal olaylar ve ekonomik düzen konusunda farklı yaklaşımları olacaktır. Türkiye uzun yıllar boyunca örgütlenme özgürlüğüne ve düşünceyi açıklama konusundaki evrensel kurallara aykırı uygulamalarla sendikaların faaliyetlerini kısıtlamıştır. Sendikal mücadelenin önemli bir alanı bu türden düşünce ve eylem özgürlüğünü kısıtlayan düzenleme ve uygulamalara karşı mücadele olmuştur.
Bugünün dünyasında artık işverenlerin karşısında işçilerin ve sendikaların temel görüşlerini ve özgürlük taleplerini dile getirmelerinin öne geçilmesi kabul edilemez. Çünkü sendikalar, işçilerin haklarını savunmak, emeğin onurunu korumak ve daha adil bir çalışma yaşamı için mücadele etmek üzere vardır. Bu kapsamda yürütülen faaliyetlerin suç unsuru gibi değerlendirilmesi, yalnızca bir sendikayı değil, tüm işçi sınıfını hedef almaktadır.
Sendikal hak ve özgürlüklerin demokratik toplumun vazgeçilmez unsurları olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Örgütlenme hakkına ve işçilerin hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesini engellemeye yönelik her türlü müdahalenin karşısında durmaya devam edeceğiz.



















