Venezuela’nın başkenti Karakas’ta 3 Ocak’ta başlayarak gece boyunca süren patlama ve uçak sesleri duyulmasının ardından Venezuela yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlediğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini ve Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarılarak New York’a getirildiğini ve ABD’de yargılanacağını duyurdu.
ABD Adalet Bakanlığı, Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu, “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini açıkladı.
Nicolas Maduro’nun alıkonulmasının ardından Maduro’nun yardımcısı Delcy Rodriguez, Meclis’te yemin ederek Geçici Devlet Başkanlığı görevini devraldı.
Venezuela yönetimi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil şekilde toplanarak ABD’nin kınanması için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptığı açıklamada, Venezuela’daki askeri harekatla ilgili olarak uluslararası hukuk kurallarına riayet edilmemiş olmasından derin endişe duyduğunu ifade etti.
Konfederasyonumuz DİSK tarafından ise ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırılarının kınandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Venezuela halkına karşı başlatılan bu saldırılar derhal son bulmalıdır.
Birleşmiş Milletler (BM) Kurucu Şartı’nda yer alan uluslararası barış ve güvenliğin korunması, insan haklarına saygı, insani yardımın güvence altına alınması ve uluslararası hukukun üstünlüğü ilkeleri açıkça yok sayılmaktadır. BM’nin ve uluslararası toplumun bu hukuksuzluklara ve emperyalist müdahalelere karşı sessiz kalmaması, açık ve kararlı bir tutum alması gerekmektedir.
Savaşlar ve askeri müdahaleler halkların değil, sermayenin ve emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırıları; Venezuela halkına ölüm, yoksulluk, sömürü, kan ve gözyaşı getirecektir. Sağlık, barınma, beslenme ve insanca yaşam hakkı savaş koşullarında sistematik biçimde ortadan kalkacaktır.
Dünyanın dört bir yanında süregelen savaş ve çatışmalarda olduğu gibi; bu emperyalist ve yağmacı saldırılar sonucunda savaş baronları, silah tekelleri ve çokuluslu sermaye grupları servetlerini büyütürken, bedeli emekçiler ve halklar ödemektedir. Yaratılan yıkım ve yağma düzeni, halklara esaret, yoksulluk ve ölüm dayatmaktadır.
Bizler; savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı, esarete karşı özgürlüğü savunuyoruz.
Venezuela halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu, barış ve demokrasi mücadelemizi sürdüreceğimizi belirtiyoruz.
Ayrıca dünya sendikaları Venezuela’ya yönelik saldırıları değerlendirdikleri çeşitli açıklamalar yaptı.
Amerika Kıtası Sendikalar Konfederasyonu (TUCA/CSA) ilk değerlendirmeleri paylaştı
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), yaptığı değerlendirmede saldırıların yalnızca bir ülkeye değil, “uluslararası hukukun temel ilkelerine ve halkların kendi kaderini tayin hakkına yönelik açık bir tehdit” olduğunu vurguladı. ITUC, askeri müdahalelerin her zaman emekçiler açısından “daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik ve daha fazla hak kaybı” anlamına geldiğini belirtti. Konfederasyon, uluslararası toplumu çatışmayı derinleştirecek adımlardan kaçınmaya çağırdı.
Amerika Kıtası Sendikalar Konfederasyonu (TUCA/CSA) ise açıklamasında Venezuela’ya yönelik saldırıları “egemen bir ülkeye karşı kabul edilemez bir güç kullanımı” olarak tanımladı. TUCA, bu tür müdahalelerin Latin Amerika ve Karayipler’de barış ve istikrarı tehdit ettiğini ifade etti. Açıklamada, askeri ve siyasi baskı politikalarının bölge halklarını daha derin bir belirsizliğe sürüklediği vurgulandı. Bu politikaların bedelinin her zaman işçiler, yoksullar ve kırılgan toplumsal kesimler tarafından ödendiği belirtildi ve kıta sendikalarına dayanışmayı büyütme çağrısı yapıldı.
Avrupa’dan gelen ilk açık sendikal tepkiler
Sendikal alanda ilk açık ve net kınama Fransa’dan geldi. Fransa Genel Emek Konfederasyonu (CGT), yayımladığı açıklamada Venezuela’ya yönelik saldırıları “emperyalist bir müdahale” olarak niteledi. CGT, savaşların ve askeri operasyonların halkların değil, sermayenin ve büyük güçlerin çıkarlarına hizmet ettiğini vurguladı. Açıklama, Venezuela halkıyla dayanışma çağrısıyla son buldu.
İtalya Genel Emek Konfederasyonu (CGIL) yayımladığı açıklamada sendikal hareketin tarihsel barış mücadelesine atıf yaptı. Açıklamada, askeri saldırıların toplumsal dokuyu tahrip ettiği ve emekçilerin yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığı ifade edildi. CGIL, uluslararası hukukun hiçe sayılmasının tüm dünya işçileri için tehlikeli bir emsal oluşturduğuna dikkat çekti.
Latin Amerika’dan itirazlar
Latin Amerika’daki sendikal tepkiler açısından Brezilya Birleşik İşçi Merkezi’nin (CUT) açıklaması belirleyici oldu. CUT, Brezilya Cumhurbaşkanı Lula’nın kapsamlı siyasi değerlendirmesinin ardından yaptığı açıklamada saldırıları yalnızca diplomatik bir kriz olarak ele almadı. Açıklamada, saldırılar “emperyalist bir saldırı ve sınıfsal bir tehdit” olarak tanımlandı. CUT, bu müdahalelerin sosyal hakları aşındıracağını, yoksulluğu derinleştireceğini ve bölgesel barışı zayıflatacağını vurguladı.
Brezilya Birleşik İşçi Merkezi’nin (CUT) bu açıklaması, bölgedeki sendikal hareketler üzerinde bir kartopu etkisi yarattı. Ardından farklı ülkelerden konfederasyonlar ve sektör sendikaları Venezuela halkıyla dayanışma mesajları yayımlamaya başladı.
Önemli ve dikkat çekici bir diğer açıklama Uruguay’dan geldi. Uluslararası herhangi bir konfederasyona üye olmayan Uruguay Sendikalar Konfederasyonu (PIT-CNT), Venezuela’ya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Açıklamada, halkların iradesine saygı gösterilmesi gerektiği ifade edildi. Uluslararası üyeliği olmamasına rağmen yapılan bu çıkış, tabandan gelişen sendikal refleksin önemini bir kez daha gösterdi.
Küresel federasyonlar
Kamu hizmetleri alanında örgütlü küresel sendikal federasyon PSI, Venezuela’ya yönelik saldırıların kamu hizmetleri üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. PSI, askeri müdahalelerin sağlık, eğitim, su ve sosyal hizmetler gibi temel kamusal alanları doğrudan hedef hâline getirdiğini belirtti. Açıklamada, barışın ve egemenliğin kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez olduğu vurgulandı.
Ulaştırma işkolunda küresel ölçekte örgütlü ITF ise saldırıların yalnızca Venezuela’yı değil, bölgesel ve küresel emekçi hareketliliğini de tehdit ettiğini ifade etti. ITF, emperyalist müdahalelerin limanlardan havayollarına, lojistik zincirlerinden sınır geçişlerine kadar geniş bir alanda emekçilerin yaşamını ve güvenliğini riske attığını belirtti.
Afrika’dan güçlü bir ses: SAFTU
Güney Afrika Bağımsız Sendikalar Federasyonu (SAFTU), en sert ve doğrudan açıklamalardan birini yaptı. SAFTU, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısını “çıplak bir emperyalist saldırganlık ve rejim değişikliği girişimi” olarak tanımladı. Açıklamada, güçlü devletlerin egemen ülkelere karşı zor kullanmasının tehlikeli bir emsal oluşturduğu belirtildi. Bunun küresel ölçekte halkların özgürlüğünü tehdit ettiği vurgulandı. SAFTU, Venezuela halkıyla açık dayanışma ilan etti.
Arap Sendikalar Konfederasyonu (ATUC), Venezuela’nın egemenliğine yönelik saldırıyı en kapsamlı biçimde kınayan yapılardan biri oldu. ATUC, ABD’nin Venezuela’nın meşru devlet başkanını kaçırarak rejim değişikliğini zorla dayatmaya çalıştığını ifade etti. Konfederasyon, bunun yalnızca Venezuela’ya değil, uluslararası hukuk düzenine yönelik açık bir saldırı olduğunu belirtti. Bu eylemin özellikle 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi’nin ağır bir ihlali olduğu vurgulandı.
Konfederasyon, Venezuela’nın uzun süredir kuşatma altında tutulmasını ülkenin doğal kaynaklarını ele geçirmeye yönelik bir girişim olarak değerlendirdi. Bu saldırıların, Venezuela’nın petrolü kamulaştırmasıyla elde ettiği tüm sosyal kazanımları ortadan kaldırmayı hedeflediği ifade edildi.
ABD Sendikalar Konfederasyonu (AFL-CIO), üyesi bulunduğu Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Amerika Kıtası Sendikalar Konfederasyonu’nun (TUCA/CSA) açıklamalarını paylaşarak ABD Başkanı Trump’ın anayasaya aykırı eylemlerini kınadığını açıkladı. AFL-CIO, uluslararası sendikal hareketin değerlendirmelerine katıldığını belirtti.





















