IndustriALL Küresel Sendika Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Özkan:
Küresel ticaret tartışmasında ciddi biçimde yanlış giden bir şey var. Nereye bakarsanız bakın, tartışma tek bir soruya indirgenmiş durumda: Gümrük tarifeleri, evet mi hayır mı?
Bu yanlış bir soru. Biz bu soruyu sormaya devam ettiğimiz sürece, Detroit’ten Düsseldorf’a, Dakar’dan Dakka’ya kadar her yerde işçiler bunun bedelini ödemeye devam edecek.
IndustriALL Küresel Sendika’nın nerede durduğunu açıkça ifade edeyim. Biz, 140’tan fazla ülkede madencilik, enerji ve imalat sektörlerinde çalışan yaklaşık 50 milyon işçiyi temsil ediyoruz. Ticaret bu işçilerin her birini etkiliyor. Biz uluslararası ticaretten yanayız ancak bu ticaret adil olmalıdır. Ticaret kendi başına bir amaç değildir; işçilere ve toplumların bütününe fayda sağlamalıdır. Biz, bir şeyleri inşa eden, yer altından çıkaran ve üreten insanların aleyhine, sermayeye hizmet etmek üzere tasarlanmış bir ticaret sistemine karşıyız.
Acı gerçek, yanlış teşhis
Sanayileşmiş dünyada küreselleşme nedeniyle geride bırakıldığını hisseden işçiler haksız değildir. Araştırmalar, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılmasını izleyen yıllarda, Çin’den gelen ithalat rekabetinin ABD imalat sanayi istihdamındaki %25’lik düşüşe yol açtığını açıkça göstermiştir. Daha da önemlisi, bu bölgelerdeki toparlanmayla işsizlik azaldığında, yeni işlerde istihdam edilenler yeni ve daha genç işçiler olmuştur. Geçim kaynaklarını kaybedenler ise çoğunlukla işsiz kalmaya devam etmiş ya da işgücü piyasasından tamamen çekilmiştir. Ticaret şoklarının açtığı yaralar kalıcıdır ve izleri her işçinin hayatında bireysel olarak hissedilir.
Bu meşru bir öfkedir. Bu işçiler seslerinin duyulmasını hak ediyor. Ancak özellikle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) çerçevesi dışında tek taraflı olarak uygulanan gümrük tarifeleri çözüm değildir.
Bunun nedeni şudur; küresel olarak bütünleşmiş bir ekonomide tek taraflı gümrük tarifeleri işleri ülkeye geri getirmez; malların güzergâhını değiştirir. Bir ülke engelleri arttırdığında, tedarik zincirleri buna uyum sağlar. Açık, kâğıt üzerinde azalabilir; ancak altta yatan dengesizlik devam eder. Bu arada, başlangıçtaki anlaşmazlıkla hiçbir ilgisi olmayan ülkelerdeki işçiler daha yüksek fiyatlarla, kesintiye uğrayan tedarik zincirleriyle ve Küresel Güney’de, kalkınmalarını sağlaması beklenen ihracat fırsatlarının kaybıyla karşı karşıya kalır.
Bu durumu, 23 Nisan 2026’da düzenlediğimiz ve 65 ülkeden 200’den fazla temsilcinin mevcut durumu değerlendirmek üzere bir araya geldiği acil ticaret toplantımızda açıkça gördük. Toplantıda ortaya koyulan bulgular çok dikkat çekiciydi; gümrük tarifeleri küresel ticaret tablosunu temelden değiştirmemişti. Belirsizlik yaratmış, maliyetleri ve fiyatları artırmış, zaten baskı altında olan işçilerin reel ücretlerini baskılamış ve dayanışmanın en çok gerekli olduğu anda bölünmeleri derinleştirmişlerdir.
Kendiliğinden değil, stratejik
IndustriALL Küresel Sendika, ticari savunma araçlarının kullanılmasının önemini göz ardı etmemektedir. Yürütme Kurulumuz tarafından kabul edilen ve son Kongre kararımızla teyit edilen tutumumuz nettir. Gümrük tarifeleri, stratejik biçimde kullanıldığında kurallara dayalı, adil bir uluslararası ticaret sistemi içinde meşru bir araç olabilir. Bunun için gümrük tarifelerinin çalışma yaşamına ilişkin koşullulukları ve imalat kapasitesini ve insana yakışır işleri geliştirmeye yönelik açık bir planı içeren daha geniş bir sanayi politikası paketinin parçası olması gerekir.
Bu, tarife savaşından çok farklı bir şeydir.
Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) Sendika Danışma Komitesi’nden (TUAC) meslektaşlarımızın Nisan ayındaki toplantımızda açıkça ifade ettiği gibi kritik soru şudur: Hükümetler ve şirketler, gümrük tarifeleriyle elde ettikleri ek zaman ve gelirle ne yapıyor? Bunları işçilere, beceri geliştirmeye, sosyal korumaya ve gerçekten rekabetçi yerli sanayilere mi yatırıyorlar? Yoksa şirketlerin ilave kârlar elde etmesine ve varlıklı kesimler için vergilerin düşürülmesine olanak sağlarken, işçileri hiç gerçekleşmeyecek bir yeniden sanayileşmeyi beklemeye mi terk ediyorlar?
Deneyimlerimizden, hangi sonucun daha yaygın olduğunu biliyoruz.
İşçilerin ticaret gündemi
IndustriALL Küresel Sendika, yıllardır işçi merkezli bir çerçeve önermektedir. İlk kez 2018’de kabul edilen on temel ilkemiz basit bir anlayışa dayanmaktadır. Küresel sorunlar küresel çözümler gerektirir. Bozulmuş, çok taraflı bir sisteme verilecek yanıt çok taraflılıktan vazgeçmek değil, işçileri masaya dahil ederek sistemi düzeltmektir.
Ticaret anlaşmaları, yasal işçi haklarını bir yan sözleşme olarak değil, her anlaşmanın merkezine yerleştirilmiş asli bir hüküm olarak içermelidir. Pazara erişim, ILO sözleşmelerine uyum koşuluna bağlanmalıdır. Demokratik hükümetler, çok uluslu şirketlerin yatırımcı-devlet uyuşmazlık mekanizmaları yoluyla dava açma tehdidiyle karşı karşıya kalmadan sanayi kapasitelerini geliştirebilecekleri politika alanlarını korumalıdır. Hükümetlerin elindeki en güçlü araçlardan biri olan kamu alımları da yerli üretimi ve yerel toplulukları desteklemek için kullanılabilir olmaya devam etmelidir.
Küresel Güney’in sesi
Mevcut tartışmada beni derinden kaygılandıran bir nokta var. Tartışma neredeyse tamamen Küresel Kuzey’de, Küresel Kuzey tarafından ve Küresel Kuzey hakkında yürütülüyor. Afrika, Asya ve Latin Amerika işçilerinden söz edildiğinde bu işçiler kalkınmaları ve onurları eşit derecede önem taşıyan insanlar olarak değil, yönetilmesi gereken bir rekabet unsuru olarak görülüyor.
Uluslararası ticaret, Küresel Güney’de ekonomilerin kalkınması ve sosyal koşullar ile çalışma koşullarının iyileştirilmesi açısından önemli bir araçtır. Gelişmekte olan ve en az gelişmiş birçok ülke küresel tedarik zincirlerinde önemli bir role sahiptir. Bu nedenle küresel tedarik zincirlerinin insan hakları durum tespiti yoluyla yönetilmesi, IndustriALL Küresel Sendika’nın çalışmalarının temel unsurlarından biridir. Gönüllü uygulamalardan bağlayıcı mevzuata geçilmesi gerektiği açıktır.
Küresel değer zincirleri için bağlayıcı kurallar oluşturmak mümkünse, ticaretin kendisi için neden mümkün olmasın? Dünya bir eşitsizlik kriziyle karşı karşıyadır. Bu eğilimi tersine nasıl çevirebiliriz? İnsan haklarının ve işçi haklarının korunması ve gerçek bir kalkınma perspektifinin mümkün kılınması için ticaret ve tedarik zincirlerindeki üretim süreçlerini bağlayıcı kurallara tabi kılmak gerektiği açıktır.
IndustriALL Küresel Sendika olarak bu çerçeveyi bütünüyle reddediyoruz. Pensilvanya’daki bir çelik işçisi için işlemesini talep ettiğimiz aynı kurallara dayalı ticaret sistemi, Bangladeş’teki bir hazır giyim işçisi ve Zambiya’daki bir maden işçisi için de işlemelidir. Güçlü çalışma standartları üzerine inşa edilmesi halinde Afrika Kıta Serbest Ticaret Bölgesi, çok uzun zamandır katma değerin yaratılıp paylaşılması gereken bir yer olmaktan ziyade hammadde kaynağı olarak görülen bir kıtada gerçek bir sanayileşme olanağı sunmaktadır. Yakın zamanda imzalanan ticaret anlaşmaları da aynı ölçüde imkan sunmaktadır. Ancak bu yalnızca işçi korumalarının uygulanabilir ve gerçek olmasıyla mümkündür.
Önümüzdeki aylarda Küresel Güney’in dört bir yanındaki meslektaşlarımızın seslerini duyurmaya çalışacağız. Çünkü işçiler için bir ticaret politikası yalnızca zengin dünyanın başkentlerinde yazılamaz.
Şimdi yapılması gereken
Tehlikeli bir dönemden geçiyoruz. Bunun nedeni ise ülkelerin ticareti yeniden ele alması değil, bunu birbirinden kopuk, tepkisel ve işçileri sürecin dışında bırakan bir yaklaşımla, ticaretin gerçekte neye hizmet etmesi gerektiğine dair bir vizyondan yoksun biçimde yapmalarıdır.
IndustriALL Küresel Sendika’nın bu konudaki duruşu nettir ve değişmemiştir. Ticaret işçiler, toplumlar ve kalkınma için işlemelidir. Bu durum, ticareti koruma araçlarının yanında stratejik sanayi politikasının da hayata geçirilmesini, her anlaşmada uygulanabilir işçi haklarının güvence altına alınmasını, işçileri birbirine karşı konumlandıran ekonomik milliyetçilik yerine sınırları aşan birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesini gerektirir.
Adil bir küresel ekonomiyi köprüleri kaldırarak değil, ancak birlikte inşa edebiliriz.
IndustriALL Küresel Sendika, bu kapsayıcı hedef doğrultusunda mücadele ediyor ve bunu tüm eylem ve kampanyalarının merkezine yerleştirmiştir.
Örgütlü işçi sınıfının gücü, Kongre sloganımız olan “Adil Bir Gelecek İçin Örgütlenmek” hedefini hayata geçirmenin temel dayanağıdır.
Kaynak: IndustriALL Küresel Sendika

















