
Bazen, öyle olaylar yaşanır ki bir anı ya da birkaç cümlelik söz binlerce sayfalık yazıdan daha anlamlı olur.
Bazen öyle anlar olur ki, bir saniyelik kıvılcım tonlarca sözden daha etkilidir.
Yaşam karmaşıktır. Ama bazen bir olay her şeyi öyle basitleştirir ki; olan biten tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilir.
Bazı olaylar gözlere çekilmek istenen perdeleri bir anda kaldırır; her şey aydınlığa çıkar.
Bu öyle bir olay işte.
***************
Algoritma nedir bilir misiniz?
Bana ne demeyin; bilmiyorsanız lütfen öğrenin.
Çünkü bir gün sizin, benim, hepimizin arkasından söylenebilir bu söz.
Hani şu “yeni normal” gibi…
“Yeni açıklama” diyebilirsiniz!
Yeni vurdumduymazlık…
Yeni cenaze namazı!
Yeni elveda…
Hepsi olabilir. İşiniz boş laf üretmekse hepsi uygundur. Algoritma gibi örneğin.
Algoritma ‘’Belli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için tasarlanan yol’ demek!’
Ben sözlüğün yalancısıyım.
***************
Yer Pendik, 2020 yılının sonu. D.K. adlı bir kadın öğretmen. Öğretmen hamile; doğum yaklaşıyor. Sancılar başlıyor. Herkes mutlu. Sancı ne kelime; yeni bir yavrunun dünyaya gelecek olmasının tatlı telaşı var.
Ama Pendik’te Medipol, Marmara Eğitim-Araştırma gibi hastanelerden başlayan bu yolculuğun aslında ölüme giden kahredici bir serüvenin başlangıcı olduğunu kimse bilmiyordu. Nereden bilsinler ülkenin bütün dünyaya örnek sağlık sistemi algoritmasını? Nerden bilsinler hastanelerin doğum için bin türlü algoritmik engel çıkaracağını? Pendik’te özel bir hastaneye koşuyorlar; hastane öğretmeni kabul etmiyor! Sonra çıldırtan bir koşuşturma! Birkaç hastaneye daha başvuru…
Bütün kapılar duvar. Pendik’te yok, Kadıköy’de yok, Beşiktaş’ta yok! Yaklaşık 100 km ötede Bahçelievler’de yine bir özel hastanede aranan yatak sonunda bulunuyor.
Ama can yok oluyor.
İlk başvurulan hastane diyor ki ‘’Hasta, Sağlık Bakanlığı algoritmaları kapsamında bilgilendirilerek en uygun hastaneye yönlendirilmiştir.’’
Yönlendirme tamam da, nereye?
Öte yandan Marmara Eğitim Araştırma Hastanesi de kendisini savunuyor:
‘’Devletin bize verdiği bir kota var. Bu kotayı aşamayız.’’
Birileri bizi işletiyor işte. Devlet var, hastaneler var, öncelikler var, hasta kotaları var; üstelik şimdi şehir hastaneleri var, yollarıyla, belleriyle…
Ve elbette algoritma var. Ama öğretmen hamile ve canı yok artık.
***************
Neymiş?
Problemi çözmek için ‘’tasarlanan yol’’ demekmiş algoritma.
Demek ki üzerinde düşünülmüş, değerlendirilmiş, araştırılmış, incelenmiş; kim bilir ne planlar projeler yapılmış; ne paralar harcanmış!
Sağlık sistemi gibi…
Dünyanın en iyisi bizde.
Her taraf özel hastane ile doldu.
Sağlık hizmeti “herkes için ulaşılabilir” oldu!
Ama işte bütün suç bu algoritmada!
Bu, sağlık algoritması!
Ne beklersiniz sağlık hizmetinden?
İyileştirmesini, yaşatmasını değil mi?
Bu algoritma olmasa,
Bu tasarlama olmasa,
Bu hedef olmasa,
Bu yol olmasa,
Bu yapı böyle olmasa,
Bu çark böyle işlemese,
Bu düzen böyle olmasa,
Yaşatacak sağlık hizmeti; iyileştirecek!
Ama olmuyor işte.
Her şey devam, her şey yolunda. Hastaneler bol, hastaneler cafcaflı. Bazıları şehir dışında, ama olsun; dünyanın bir numarasıyız!
Her şey tamam ama bebek öksüz; anne artık yaşamıyor.
Bu, “öldüren algoritma!”

















