LASTİK-İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ALAADDİN SARI’NIN “25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ” BASIN AÇIKLAMASI
TÜRKİYE ULUSLARARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ’NÜN 190 SAYILI SÖZLEŞMESİNİ ONAYLAMALIDIR.
Kadınlar uzun yıllardır bütün dünyada özgürlükleri, gelecekleri ve hayatları için mücadele ediyorlar. Çünkü her şeyden önce yaşama hakları ellerinden alınıyor kadınların. Bir insanın başka bir insanı öldürmesini kabul etmek mümkün değil. Kadınların artık iyice vahşet halini almış yöntemlerle öldürülmesini kabul etmek ise, insanlığa ait hiçbir değerle bağdaştırılamaz. İşte kadınlar 8 Mart’ta olduğu gibi bu 25 Kasım’da da ayrımcılığa, fiziksel ve psikolojik şiddete karşı seslerini yükseltiyorlar.
25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele ederken öldürülen Mirabal kardeşlerin anısına Birleşmiş Milletler tarafından 1999 yılında ilan edilen bir mücadele günü.
Üzülerek görüyoruz ki ülkemiz, kadınlara yönelik ayrımcılık, şiddet, taciz ve sömürünün en çok yaşandığı ülkelerden birisi. Türkiye’de 2020’de 300, 2021’de 497, 2022’de 579, 2024’de 653 ve 2025 yılının ilk 9 ayında ise en 600’den fazla kadın, cinayete kurban gitti veya şüpheli şekilde hayattan koparıldı. Ülkemiz kadın cinayetlerinde 151 ülke içinde 65. sırada yer alıyor.
Kadınlara karşı ayrımcılık hayatın her alanında yaşandığı gibi çalışma hayatında da kendini gösteriyor. Ülkemizde ve bütün dünyada çalışan kadınların önemli bir bölümü işyerlerinde ayrımcılığa, psikolojik ve fiziksel tacize uğruyorlar. Aynı işyerinde erkek işçilerle yan yana üreten kadınlar, birçok işyerinde erkek işçilerle aynı işi yaptıkları halde, erkek işçilerden daha düşük ücret alıyorlar. Çalışan kadınlar aynı zamanda, toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle, toplumun kadınlara yüklediği işlevi yerine getirebilmek için ev işlerini çekip çeviriyorlar. Çocukların yetiştirilme sorumluluğu da büyük ölçüde kadınların üzerine kalıyor.
Kadınların maruz kaldığı ayrımcılığın ve çok yönlü şiddetin, işyerlerinde engellenmesini amaçlayan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çalışan kadınların işyerlerinde karşılaştığı ayrımcılık, şiddet ve tacizin önlenmesine ilişkin bir sözleşme gündeme getirdi. “190 Sayılı Sözleşme” olarak anılan bu sözleşmenin temel amacı, kadınların işyerlerinde karşılaştıkları ayrımcılıklar ile fiziksel ve psikolojik tacizin önüne geçerek, işyerlerinde cinsiyet eşitliğinin temel ilke olarak benimsenmesini sağlamak. ILO’nun 190 sayılı sözleşmesini onaylayan ülkeler, kendi iç hukuklarında, kadına yönelik şiddet ve tacizin engellenmesini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü tutuluyor. Bu nedenle Türkiye’nin, ILO’nun 190 sayılı sözleşmesini imzalaması, ülkemizde çalışan kadınların karşılaştıkları bütün ayrımcılık türlerinin ve şiddetin önünün kesilmesi için büyük önem taşıyor.
Bizler temel hak ve özgürlüklerden ve insanların eşitliğinden yana olan bütün emekçiler ve sendikalar olarak; toplumda kadına yönelik her türlü olumsuz ayrımcılık, baskı ve şiddete karşı tüm toplumun uyanık tutulması için mücadele etmeliyiz. Çünkü biz, mahkemeler aracılığıyla şiddete mazeret üretmeye yönelik kararlar da dahil olmak üzere, tüm baskıcı adımlara karşı çıkılmasını sağlamakla yükümlüyüz. Sendikamızın kurucu üyesi olduğu konfederasyonumuz DİSK’in “Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizi Önlemeye Yönelik Politika Belgesi” ile ortak prensipleri benimseyerek, sendikamızın örgütlü olduğu işyerlerinde cinsiyetçilikten, şiddet ve tacizden tamamen arındırılmış, insan onuruna yakışır, güvenli bir çalışma ortamı sağlamayı ve şiddet ve tacize karşı sıfır tolerans tutumunu teşvik etmeyi ilke edinmiş bulunuyoruz. Sendikamız Lastik-İş, kurulduğu günden bu yana geçen 76 yıllık tarihi boyunca adımlarını bu yönde atıyor ve örgütlü olduğu işyerlerinde “şiddete ve tacize sıfır tolerans” politikasını hayata geçiriyor. Bu prensip, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, çalışma hayatında kadın ve erkek işçilerin eşit haklar ve özgürlüklere sahip olduğu “yarınların” temelini oluşturuyor.
İşçi sınıfının mücadele tarihinde bütün direnişlerde, sendikal mücadelenin ayrılmaz bir parçası olan ve direnişe omuz veren kadın işçilerin, her 25 Kasım’da bir kez daha sesini yükseltmesini destekliyoruz. Kadın işçiler fabrikada, işyerinde, tarlada, sokakta, hayatın her alanında bir insan olarak hak ettikleri eşitliği istiyor. Hepimizin ortak sorumluluğu bu talebe kulak vermek ve en güçlü şekilde desteklemektir.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 190 Sayılı “İşyerinde Şiddet ve Taciz” sözleşmesi imzalanmalı ve çalışma hayatında kadına yönelik ayrımcılık, şiddet ve taciz engellenmelidir.
Alaaddin SARI
Genel Başkan
» “25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ” BASIN AÇIKLAMASI




















